Allah’ı Zikretmek ile İlgili Hadisler Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor: Arapçası:
لَاحَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰه Okunuşu:Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh Anlamı: "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" zikrini çok ediniz. Zîrâ, o, cennetin hazînesidir." (Kaynak: Buhârî, Deavât, 50)
Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ Okunuşu:Lâ ilâhe illallâh Anlamı: "Ben bir söz biliyorum ki kul onu kendisine ölüm gelince söylerse ruhu cesedinden çıkarken ruhuna bir başka ferahlık geldiğini görür. Ve o söz kıyamette onun için nur, aydınlık olur. O söz: 'Lâ ilâhe illallâh' sözüdür." (Kaynak: İbn Hanbel, I, 37; Râmûzü’l-ehâdis) Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ Okunuşu:Lâ ilâhe illallâh Anlamı: "Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- 'İmânınızı dâima yenileyiniz' buyurdu da: '– Yâ Rasûlallah imânımızı nasıl yenileyeceğiz?' diye suâl olundu. Cevaben: 'Lâ ilâhe illallâh' zikr-i şerifini çok yapınız, buyurdu." (Kaynak: İbn Hanbel, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657) Arapçası:
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ Okunuşu:Lâ ilâhe illallâh Anlamı: "– Bir kul ihlâs ile 'Lâ ilâhe illallâh' derse, bu hiç bir hicaba takılmadan yükselir. Allah’a vâsıl olunca Allah bunu söyleyene nazar eder. Allah bu tevhîd getirene nazar etdi mi onu rahmetine dâhil etmesi Allah’ın hakkıdır." (Kaynak: Tirmizî, Deavât, 86) Arapçası:
(Allah’ın kelimeleri adedince, yarattıkları adedince, Arş ağırlığınca, semâlar dolusu ve bunların mislince Lâ ilâhe illallâh, Allahu ekber, elhamdülillah) Okunuşu:"Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illallah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah". Anlamı: "Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrediyorsun? On bin defa “Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğreteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de: ... Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası." (Kaynak: Ali el-Müttâkî, I, 442/1910) Arapçası:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ، سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ Okunuşu:Sübhânallahi ve bihamdihi, Sübhânallahi'l-azîm Anlamı: "Ne ben, ne de benden evvelki nebiler: bu tesbîhinden daha efdal bir kelime ile tesbîh etmemişlerdir." (Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 2015) Arapçası:
لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ Okunuşu:Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh Anlamı: "Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taatle kuvvet bulmak ancak Allah’ın tevfik ve yardımıyladır" kelime-i tayyibesi doksan dokuz illete devâ olur. Bu illetlerin en hafifi hüzün ve kederdir. (Kaynak: Hâkim, I, 727) Arapçası:
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ الْحَلِيمُ الْكَرِيمُ، لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ Okunuşu:Lâ ilâhe illallâhu'l-halîmü'l-kerîm. Lâ ilâhe illallâhu'l-aliyyü'l-azîm. Lâ ilâhe illallâhu rabbü's-semâvâti's-seb'i ve rabbü'l-arşi'l-azîm Anlamı: Bu zikre devam edilirse biiznillâhi teâlâ şiddet ve musibetler ferahlık ve sürûra tebdil olunur. Arapçası:
الْحَمْدُ لِلَّهِ Okunuşu:Elhamdülillah Anlamı: "Kelime-i Tevhîd, yani 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i azîmesi asl-ı îmânı tevlîd etdiği için zikirlerin efdali 'Elhamdülillah' diyerek Cenâb-ı Hakk’a hamdetmek de, O’nun sonsuz ni’metlerini artırmaya medar olduğu için duâların efdalidir." (Kaynak: Tirmizî, Duâ, 9/3383) Arapçası:
لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ Okunuşu:Lâ ilâhe illallâh Anlamı: "Son sözü 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider." (Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16) (Esmaü'l-Hüsna kısmı buradan çıkarılmıştır, sizin tarafınızdan eklenecektir.) Arapçası:
حَسْبِيَ اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ Okunuşu:Hasbiyallâhu ve ni'mel-vekîl Anlamı: "Allah bana yeter. O ne güzel vekildir." Zikri bütün korkan kimselerin emniyetli sığınağıdır. (Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 3715) Arapçası:
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ Okunuşu:Sübhânallâhi ve bihamdih Anlamı: "Muhakkak her şeye cilâ verecek bir âlet vardır. Kalbin cilâsı ise Allah’ı zikretmektir. Azâbdan necat için zikrullah gibi bir şey olamaz. Velev ki kılıncın kırılıncaya kadar Allah yolunda muharebe edesin." (Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1848) Arapçası:
أَلَا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ Okunuşu:E lâ bi zikrillâhi tatmein-nül-kulûb Anlamı: "Allah’ı zikretmek kalblerin şifasıdır." (Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4330) (Bu âyet meâli olup, hadis metninde sıkça zikredilir.) Anlamı: "Zikir sadakadan hayırlıdır." (Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4350) Anlamı: "Şeytan Âdemoğlunun kalbine nüfuz için istilâ eder. Fakat kul kalbiyle Cenâb-ı Hakk’ı zikredince ümidsiz olarak geri çekilir. Kul Allah’ı unutur unutmaz hemen kalbini istilâ ederek vesvese vermeğe başlar." (Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 4972) Anlamı: "Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: Ey Âdemoğlu! Sen beni zikrettiğin müddetçe bana şükretmiş olursun. Beni unuttuğun müddetçe hakkımı unutmuş, nankörlük etmiş olursun." (Kaynak: Heysemî, X, 82) Anlamı: "Hiç bir cemâat zikrullah için cem’ olup dağılmadı ki, zikirleri sebebiyle Cenâb-ı Hakk tarafından af ve mağfiret ile tebşîr olunmasınlar, kendilerine: 'Zikrinizden dolayı mağfiret olunmuş olarak kalkınız' denilmesin." (Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no 7777) Anlamı: "Allah’ı çok zikreden kimse nifaktan beri olur." (Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 414)
Yâni kesret-i muhabbetinden dolayı Allah’ı çok zikreden ve kalbi zikrullah’tan hiç gafil olmayan kimse münâfıklıkdan uzak olur. Anlamı: "Allah’ı çok zikreden kimseyi Allah Teâlâ sever." (Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, no: 8510) Anlamı: "Zikir, farz olmayan oruçtan efdaldir." (Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1859) Anlamı: "Cenâb-ı Allah buyurmuştur ki: 'Bir kul, beni zikredeceğinden dolayı kendi ihtiyacını istemeye fırsat bulamazsa ben ona ihtiyâcını istemeden evvel in’âm ve ihsan ederim.'" (Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 1873) Anlamı: "Cenâb-ı Hakk’ın âyet-i celîlesini, sonsuz ni’metlerini ve ahvâl-i âhireti tefekkür gibi ibâdet olamaz. Kalblerinizi de murakabeye alıştırınız." (Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 5709, 44135) Anlamı: "Cenâb-ı Hakk’ın velîleri o kimselerdir ki görüldükte Allah hatıra gelir." (Kaynak: Heysemî, X, 78) Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ı sevmenin alâmeti Allah’ı zikretmeyi sevmektir. Allah’ı sevmemenin alâmeti Allah -azze ve celle- Hazretleri’nin zikrini sevmemektir." (Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 367) Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ı kullarına sevdiriniz ki, Allah da sizi sevsin." (Kaynak: Taberânî, VIII, 90)
Yani, Cenâb-ı Hakk’ın dünyâda ihsan etdiği sıhhat, a’zâ ve cevârıh, rızık ve maîşet gibi sayılıp bitirilmesi mümkün olmayan sonsuz ni’metleri ile, mevt, kabir, haşr, hisâb, sırat hengâmelerinde mü’minler için va’d eylediği rahmetlerini, bunlardan gafil bulunan kullarına hatırlatarak ve öğüd vererek muhabbetlerini uyandırmaya sa’y ve gayret ediniz. Anlamı: "Cenâb-ı Allah’ın senin vesilenle bir kimseyi hidâyete ulaştırması, senin için üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır." (Kaynak: Hâkim, III, 690)
Yani ondan hâsıl olacak ecir o kadar büyüktür. Anlamı: "Tezkiye-i nüfûs ve tasfiye-i kulûb için insanlara, ümmetime tebliğ için sünnetimi beyân eden kırk hadîs-i şerif hıfz edip mahallinde sarfeden kimseyi kıyamet gününde şefaatime dâhil ederim." (Kaynak: Suyûtî, el-Câmiu’s-Sagir, no: 8637) Anlamı: "Beyt-i Mükerremi elli defa tavaf eden kimse günahlarından çıkar, temizlenir, anasından doğduğu gün gibi olur." (Kaynak: Tirmizî, Hac, 41/866) Anlamı: "Bir kimse Cenâb-ı Hakk’ı zikreder de, haşyetullah’tan dolayı göz yaşları yere dökülünceye kadar ağlarsa Allah Teâlâ ona kıyamet gününde azâb etmez." (Kaynak: Hâkim, IV, 289) Anlamı: "Bir kimse kesret-i muhabbetinden dolayı Cenâb-ı Hakk’a kavuşmayı isterse Cenâb-ı Allah da ona kavuşmayı sever." (Kaynak: Buhârî, Rikâk, 41)
Bu muhabbet ekseri mü’minlerde mevte yakın bir zamanda zuhur eder. Anlamı: "Kul, ubûdivyet vazifelerini ifâda ihmalkâr davranırsa; yani her ibâdetini kâfi miktar yapmayıp azaltırsa ve kusur ederse Cenâb-ı Allah onu gam ve kedere mübtelâ eder." (Kaynak: Ali el-Müttâkî, no: 6788) Anlamı: "Bir kimse bütün arzusu dünyâ olarak sabahlar ve bu arzu üzere uyanırsa Cenâb-ı Allah onun işini perişan edip rahatını selb eder." Anlamı: "Dünyâ sevdâsıyle kalblerinizi meşgul etmeyiniz. Böylece kalblerinizi Cenâb-ı Hakk’ın zikrinden ve muhabbetinden muattal hâle getirmeyiniz." (Kaynak: Beyhakî, Şuab, VII, 361) Anlamı: "Tahkikan sabah namazıyla güneş doğma vakti arasındaki rızıkların taksim zamanını uykuda geçirmek rızkın bir kısmına manî’ olur." (Kaynak: Ahmed, I, 73) Anlamı: "Cum’a günü ibâdet ve ezkâr ile mü’minlerin kalbi mesrur olacak bir bayram günüdür." (Kaynak: Beyhakî, Şuab, III, 394) Anlamı: "Ölüm alâmetleri zuhur eden hastalarınız üzerine Yâsin-i Şerîfi kıraat ediniz." (Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 19-20) Anlamı: "Üzerinde ölüm alâmetleri zahir olan hastalarınızın yanlarında kelime-i tevhidi tekrar ile kendilerine telkîn ediniz." (Kaynak: Müslim, Cenâiz, 1)
Yalnızca telkîn edilir, söylemeleri için zorlanmaz. Anlamı: "Son sözü 'Lâ ilâhe illallâh' kelime-i tayyibesi olan bir mü’min cennete gider." (Kaynak: Ebû Dâvûd, Cenâiz, 15-16) Anlamı: "Lisânıyle Allah Teâlâ’yı zikrederken kalbiyle Allah’a isyan eden kimseye yazıklar olsun." Anlamı: "Lisâniyle Cenâb-ı Allah’ı çok zikredip de ameliyle Allah’a âsî olan kimseye yazıklar olsun." (Kaynak: Ali el-Müttakî, no: 43738) Anlamı: "Kim bir şeyi severse onu çok zikreder." (Kaynak: Beyhakî, Şuab, I, 388)
Yani, Cenâb-ı Hakk’ı çok zikir etmeyen kimse onu sevdiği iddiasında kâzibdir; yalancıdır. Kaynak: Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları
Gönderen: Serdar - 07-08-2026, 03:12 PM - Forum: Günün Hadisi
- Yanıt Yok
Yâ Muâz On bin defa” Lâ ilâhe illallah” Demekten Daha Faziletli Zikiri Sana Öğreteyim mi
“Yâ Muâz, günde kaç defa Allah’ı zikrrediyorsun? On bin defa” Lâ ilâhe illallah” diyerek mi? Bak sana bazı kelimeler öğretteyim, bu onbin defa demenden senin için daha kolaydır. Şöyle de: “Allah’ın kelimeleri adedince Lâ ilâhe illallah. Yarattıkları adedince Lâ ilâhe illalllah, Arş ağırlığınca Lâ ilâhe illallah. Semâlar dolusu lâ ilâhe illallah. Bunlarla berâber bunların mislince lâ ilâhe illallah. Bunlarla beraber bunların mislince Allahu ekber. Bunlarla beraber bunların mislince elhamdülillah”. Böyle dersen ne bir melek sevabını yazmağa takat getirebilir, ne de bir başkası.” [1]
Allah'tan başka ilâh yoktur ve Allah tek büyüktür Allah'tan başka ilâh yoktur. O, birdir Allah'tan başka ilâh yoktur, ortağıda yoktu Allah'tan başka ilâh yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nundu Allah'tan başka ilâh yoktur güç ve kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladı [1]
Kaynak Bu Hadise Daynadırılıyor Olabilir
"Lâ İlâha İllallah = Allah'tan Başka Hiç Bir İlâh Yoktur" Zikrinin Fazileti Babı
3794) "... Ebû Hüreyre ve Ebû Saîd-i Hudrî (Radtyallâhü anhümâ)'-dan rivayet edildiğine göre :
Bu iki zât Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) in şu hadisi buyurduğuna şâhid olmuşlardır (yâni bizzat O'ndan işitmişlerdir) :
«Kul; "Lâ ilahe illâllahu vellahu ekber
Allah'tan başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur ve Allah herşeyden büyüktür» dediği zaman,
Allah (Azze ve Celle) : Kulum doğru söyledi. Benden başka (ibâdete lâyık) hiç bir ilâh yoktur ve ben en uluyum, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu vahdehu
Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O yalnızdır, birdir dediği zaman
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur, ben yalnızım, birim, buyurur.
Kul; "Lâ ilahe illâllahu lâ şerike lehu = Allah'tan başka ilâh yoktur, ortağı yoktur" dediği zaman
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur ve ortağım yotur, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu Lehü'l-mülkü ve lehu'l-hamdu
Allah'tan başka ilâh yoktur. Mülk (hâkimiyet) O'nundur, hamd O'nundur" dediği zaman,
Allah: Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yoktur. Mülk (hâkimiyet) benimdir, hamd benimdir, buyurur. Kul; "Lâ ilahe illâllahu ve lâ havle ve lâ kuvvetei illâ billahi
Allah'tan başka ilâh yoktur ve günahlardan dönüş, ibâdete kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladır" dediği zaman,
Allah Kulum doğru söyledi. Benden başka ilâh yok, günahlardan dönüş ve ibâdete kuvvet ancak benim yardımımladır, buyurur.»
Râvi Ebû îshâk demiştir ki: Sonra (şeyhim) el-Ağarr, anlamadığım bir şey söyledi. Bunun üzerine ben Ebû Cafer'e O (yâni el-Ağarr) ne dedi? diye sordum. Ebû Cafer dedi ki: (senin anlamadığın şey, hadîsin şu cümlesidir) :
«Bu zikirler kime ölüm döşeğinde nasip edilirse o kimseye ateş dokunmayacak (yâni cehennem ateşi onu yakmayacak) tır.»" [1]
[1]
Sünen-i İbn Mâce (Hadis No: 3794) — Sizin verdiğiniz numara da buraya aittir.
Sünen-i Tirmizî (Hadis No: 3428)
Müsned-i Ahmed bin Hanbel (Hadis No: 10859, 11393)
Gönderen: Serdar - 07-08-2026, 02:56 PM - Forum: Günün Hadisi
- Yanıt Yok
"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif
"Dili damağı Allah zikri ile ıslak olanların fazileti" ile ilgili hadisi şerif, sahâbeden Abdullah İbni Büsr (r.a.) tarafından rivayet edilmiştir. Bu hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ibadetleri çok bulan ve kolayca uygulayabileceği özlü bir tavsiye isteyen bir kimseye, zikrin önemini ve en faziletli halini vurgulamıştır. [1, 2]
Hadis-i Şerif
Sahâbeden biri Hz. Peygamber’e gelerek: "Yâ Resûlallah! İslâmiyet’in emirleri çoğaldı. Bana sıkı sıkıya yapışacağım, Allâh’ın rızâsını ve âhiret saâdetini kolayca kazanacağım dilimden düşürmeyeceğim bir amel tavsiye et" demiştir.
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) de ona cevaben şöyle buyurmuştur:
Bu hadis-i şerif, zikrin hayatın her anına yayılması gerektiğini ifade eder. Zikir, sadece dili damağa yapıştırıp ses çıkarmaktan ibaret değil; Allah Teâlâ'nın yüceliğini, emirlerini ve yasaklarını kalpte hissederek O'nu her an hatırlamaktır. Hadisin belirttiği başlıca faziletler şunlardır: [1, 2, 3]
1. Kolaylık ve Devamlılık: Zikir, maliyet gerektirmeyen, abdest şartı aranmayan, her yerde, her an yapılabilecek en kolay ve en faziletli ibadettir.
2. Kalbin Huzuru: Dilin zikri, kalbin uyanık kalmasını sağlar. Ayet-i kerimede belirtildiği gibi kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.
3. Koruyuculuk: Kişinin dilini zikirle meşgul etmesi, gıybet, yalan ve boş söz gibi günahlardan (lâğviyattan) dilini ve dolayısıyla amel defterini korur.
4. Allah'ın Sevgisi: Allah'ı çok zikreden bir kulunu Allah Teâlâ sever, bağışlar ve rahmetiyle kuşatır. [1, 2]
Gönderen: Serdar - 07-06-2026, 03:20 PM - Forum: Günün Hadisi
- Yanıt Yok
Sabah Namazından Sonra Veya Farz Namazlardan Sonra Üç Defa Okuyan On Köle Azad Etmiş Sevabı Kazanır
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimse on defa (Veya Üç Defa) , lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.”
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.
“Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhânallah, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz. Sonra da 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh; lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa, günahlarınız bağışlanır!”
“Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' (Anlamı: “Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir.”) derse kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”
Muâviye bin Hakem es-Selemî (ra) anlatır: Resûlullah (asm),
“Bizim namazımız tesbîh, tekbîr ve Kur’ân tilâvetinden ibârettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyurdu."
(Nesâî, Sehiv, 20.)
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikri, İslam kaynaklarında ve sahih hadislerde en faziletli tevhid zikirlerinden biri olarak kabul edilir. Paylaştığınız uzun ve kapsamlı varyasyon, Allah'ın birliğini, mülkün sahibini, hayat veren ve öldüren olduğunu, sonsuz diriliğini ve her şeye gücünün yettiğini ilan eden çok güçlü bir beyandır. [1, 2, 3, 4]
Bu zikrin farklı bölümleri ve tamamı hakkında öne çıkan sahih hadisler şunlardır:
1. Çarşı-Pazar Zikri (Milyonlarca Sevap Kazandıran Rivayet)
Hadis kaynaklarında, sizin paylaştığınız kelimelerin tamamını (yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr...) içeren en meşhur rivayet "Çarşı-Pazar Duası" olarak bilinir:
Hadis: Hz. Ömer'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim çarşıya (veya kalabalık bir alışveriş yerine) girince bu duayı okursa, Allah ona bir milyon sevap yazar, bir milyon günahını affeder ve derecesini bir milyon yüeltir. (Bir rivayette ise: 'Onun için cennette bir köşk inşa edilir.')" (Tirmizî, Daavât 36). [1]
Hikmeti: İnsanların gaflete daldığı, dünya telaşına kapıldığı pazar gibi yerlerde Allah’ı bu derece kapsamlı zikretmek çok büyük bir sadakat nişanesidir.
2. Sabah ve Akşam Namazlarından Sonra 10 Defa Okunması
Hadis: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Kim sabah namazından sonra (yerinden kalkmadan, bağdaşını bozmadan ve konuşmadan) on defa bu zikri okursa, kendisine on sevap yazılır, on günahı silinir ve derecesi on kat yükseltilir. O gün her türlü kötülükten ve şeytanın şerrinden korunur." (Nesâî; Tirmizî). Akşam namazından sonra okuyana da aynısı verilir. [1, 3]
3. Günde 100 Defa Okumanın Fazileti
Zikrin kısmi varyasyonunun (...ve hüve alâ külli şey'in kadîr) günde 100 defa okunması hakkında şu meşhur hadis vardır:
Hadis: Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kim günde yüz defa bu zikri söylerse, on köle azat etmiş gibi sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır. O gün akşama kadar şeytandan korunur. Bundan daha fazla okuyan dışında hiç kimse onun yaptığından daha faziletli bir amel getiremez." (Buhârî, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikir 28). [1]
4. Peygamberlerin En Faziletli Sözü
Hadis: Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Benim ve benden önceki peygamberlerin söylediği en faziletli söz: 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr' sözüdür." (Muvatta, Kur'ân 32; Tirmizî, Daavât 122). [1]
Kelime Anlamı ve İçeriği
Bu zikir, kulun tevhid inancını en zirve noktada ilan eder: [1]
Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh: Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir ve ortağı yoktur.
Lehülmülkü ve lehülhamdü: Mülk bütünüyle O'nundur, hamd ve övgü O'na mahsustur.
Yühyî ve yümîtu: Hayatı veren de ölümü veren de O'dur.
Ve hüve hayyün lâ yemûtu: O daima diridir (Hayy'dır), asla ölmez.
Biyedihil hayr: Her türlü hayır ve iyilik yalnızca O'nun elindedir.
Ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Ve O, her şeye güç yetirendir, mutlak kudret sahibidir. [1, 3, 4, 5, 6]
Bu zikri günlük hayatınızda (özellikle sabah-akşam namazlarından sonra ve çarşı/pazara çıkarken) alışkanlık haline getirmek, manevi olarak korunmanıza ve çok büyük sevaplar elde etmenize vesile olur. [1, 2]
SEHER VAKTİNİN ÖNEMİ VE MERİDYENLER ARASI ZAMAN HESAPLAMASI
SEHER VAKTİNİN TANIMI VE ZAMAN DİLİMİ
Seher vakti, gecenin son bölümünde, sabah namazı vaktinin başlangıcından güneşin doğuşuna kadar olan zaman dilimidir. Astronomik olarak önce fecr-i kâzib (yalancı fecir) denilen dikey ve geçici bir kızıllık oluşur. Ardından ufuk çizgisi boyunca yatay olarak yayılan fecr-i sâdık (doğru fecir) beyazlığı başlar. İşte bu fecr-i sâdık ile birlikte sabah namazı vakti girer ve seher vakti başlamış olur. Bu vakit, ortalığın aydınlandığı ancak güneşin henüz doğmadığı zaman aralığına kadar devam eder.
KUR'AN'DA VE HADİSLERDE SEHER VAKTİ
Kur'an-ı Kerim'de seher vakti özel olarak zikredilir. Zâriyât Suresi 15-18. ayetlerde takva sahipleri şöyle anlatılır: "Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır... Gecelerin az bir kısmında uyurlardı. Ve seher vakitlerinde tövbe edip mağfiret dilerlerdi."Âli İmrân Suresi 16-17. ayetlerde ise seher vaktinde istiğfar edenler övülür: "Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun bükenler, hayra harcayanlar ve seherlerde tövbe edip bağışlanma dileyenlerdir."
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve şöyle buyurur: 'Mülkün sahibi benim! Kim bana dua ederse ona cevap veririm. Kim benden isterse ona veririm. Kim bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder.'" Bu hadis, seher vaktinde ilahî rahmet ve mağfiret kapılarının sonuna kadar açıldığını gösterir.
Resulullah (s.a.v.) ayrıca: "Fecir vaktinde iki rekat namaz dünya ve içindekinden hayırlıdır" buyurmuş, "Sahur yapınız. Şüphesiz sahurda bereket vardır" diyerek bu vaktin maddi ve manevi bereketine dikkat çekmiştir.
MERİDYENLER ARASI SEHER VAKTİ HESAPLAMASI
Seher vakti, dünya üzerinde bulunulan meridyene göre değişir. Güneş'in doğuş ve batış saatleri coğrafi konuma bağlı olduğu için, bir meridyende seher vakti yaşanırken diğer meridyende ikindi vakti yaşanabilir. Temel kural:Güneş gündüz açısına 45° batıya geldiğinde, yani ikindi vakti girdiğinde, bizden sonraki (doğudaki) meridyenlerde seher vaktidir. Bizden önceki (batıdaki) meridyenlerde, Güneş batmadan önce gündüz açısına ilk defa 45°'lik açıya geldiğinde, yani onlarda ikindi vakti başladığında, bizim meridyenimizde seher vakti başlamış olur.
Bu durum şu anlama gelir: Bir meridyende ikindi vakti yaşanırken, diğer meridyende seher vakti yaşanabilir. Batıda ve doğuda iki tarafta da seher, Güneş'in doğuşuna kadar devam eder.Yani Güneş doğmadan hemen öncesine kadar seher vakti sürer. Bu, yeryüzünde seher vaktinin hiç kesilmediği, adeta kesintisiz bir dua ve istiğfar zinciri oluştuğu anlamına gelir.
SEHER VAKTİNİN FAZİLETİ VE İBADET HAYATINDAKİ YERİ
Seher vakti teheccüt namazı, vitir namazı, istiğfar, tövbe, dua ve Kur'an okumakiçin en faziletli zamandır. Tasavvuf büyüklerinden Cüneyd-i Bağdâdî'nin vefatından sonra rüyada görülüp "Rabbim sana neyle muamele etti?" diye sorulduğunda, "Dünyadaki tüm zahiri ameller bir yana, seher vaktinde kıldığım o iki rekatçık namaz bir yana" diyerek bu vaktin gizli hazinesine işaret etmesi, seher vaktinin eşsiz kıymetini açıkça ortaya koymaktadır.
KENDİ BÖLGENİZDE SEHER VAKTİNİ HESAPLAMA
Bulunduğunuz yerdeki seher vakitlerini hesaplamak için https://www.timeanddate.de/ sitesini kullanabilirsiniz. Menüden "Sonne & Mond" seçeneğini, ardından "Sonnenzeiten" (Güneş saatleri) bölümünü seçin ve şehrinizi girin. Sonnenaufgang (Güneş doğuşu) seher vaktinin bitişini gösterir. Bundan önceki aydınlanma süreci seher vaktidir. Daha hassas hesaplama için Güneş yüksekliği -18° ile -6° arası (astronomik tan ile sivil tan arası) aralığı dikkate alınır.
SONUÇ
Seher vakti, sadece takvimlerde bir zaman dilimi değil, ilahi rahmetin indiği, duaların kabul olduğu, tövbelerin makbul sayıldığı müstesna bir andır. Coğrafi konuma göre değişen bu vakit, aslında dünyanın her yerinde aynı manevi atmosferi taşır. Bu vesileyle, seher vakitlerimizi ihya etmeyi, Kur'an ve sünnetin övdüğü bu zaman dilimini ganimet bilmeyi Rabbimiz cümlemize nasip etsin. Âmin.
Tarikat Zikirlerinde Seher Vaktinin Yeri
Raşidi Tarikatı'nda Seher Zikri
Bazı tarikat geleneklerinde seher vakti, zikir ve evrad için özel bir öneme sahiptir. Metinde belirtilen Raşidi Tarikatı'na göre:
Normalde "Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh" zikri (71 defa) 29. ve 30. Bab'da okunur.
Ancak bu zikir, seher vaktinde veya ikindi vaktinde okunursa 14. Bab'da okunur.
Eğer zikir sabah namazından sonra (yani seher vaktinde) çekiliyorsa, 14. Bab'dan sonra 29. ve 30. Bab'a gerek yoktur.
Ama zikir gündüz vakti veya güneş doğduktan sonra okunacaksa yine 29. ve 30. Bab'dan okunur.
Bu uygulama, seher vaktinin manevi atmosferinin diğer vakitlerden farklı olduğunu ve bu vakitte yapılan ibadetlerin farklı bir makamda değerlendirildiğini gösterir.
Âli İmrân 16-17 ve 14. Bab
Tarikat zikrindeki 14. Bab'da okunan ayetler, tam olarak seher vaktini öven Âli İmrân Suresi 16-17. ayetlerdir:
"Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr. Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr."
Bu ayetler, seher vaktinde tövbe edip mağfiret dileyenlerin övüldüğü ayetlerdir. Dolayısıyla bu vakitte bu ayetleri okuyarak zikir yapmak, ayetlerin ruhuna uygun düşer.
Namaz Öncesi ve Sonrası İstiğfar
Metinde ayrıca 5 vakit namazın hemen öncesinde ve sonrasında sağ elin sol memenin altına (kalp hizasına) getirilerek 12 defa "Estağfirullah" denilmesi, 13. defada elin yumruk yapılarak söylenmesi tavsiye edilir. Bu uygulama, namazdaki kusurlara tövbe etmek ve günahlardan arınmak içindir.
Her gece yatağa girmeden önce de 3 defa:
"Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel kayyume ve etubü ileyh"
denilmesi önerilir. Bu, seher vaktinde yapılan istiğfarın bir ön hazırlığı gibidir.
Seher Vaktini Değerlendirme Yolları
Yapılabilecek İbadetler
Teheccüt Namazı: Gecenin son üçte birinde kılınan bu namaz, seher vaktine denk getirildiğinde çok faziletlidir.
Vitir Namazı: Gecenin son namazı olan vitir, seher vaktinde kılındığında sünnete uygun olur.
İstiğfar ve Tövbe: Kur'an'ın övdüğü bu vakit, tövbe etmek ve bağışlanma dilemek için en uygun zamandır.
Dua: Hadiste belirtildiği gibi, bu vakitte yapılan dualar kabul olur.
Kur'an Okumak: Seher vakti, Kur'an tilaveti için sessiz ve huzurlu bir zamandır.
Sahur Yapmak: Oruçlu olunmasa bile, bu vakitte bir şeyler yemek berekettir.
Manevi Hazırlık
Seher vaktine ulaşabilmek için:
Gecenin erken saatlerinde uyumak,
Uyanmak için niyet etmek,
Uyandığında hemen abdest almak,
O vakti ibadetle geçirmeye azmetmek gerekir.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) bu vakitte uyanıp teheccüd ve vitir namazlarını kıldığı, ardından sahur yaptığı bilinmektedir.
Bulunduğunuz Yerdeki Seher Vakitlerini Hesaplama
Seher vakti, fecr-i kâzib (yalancı fecir) dediğimiz gökyüzünde bir kızıllık hasıl olur. Bundan sonra bir beyazlık olur ki, buna fecr-i sadık denir. Bu fecr-i sadık, yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar. İşte seher denilen vakit, bu fecr-i sadık zamanından, ortalığın aydınlandığı fakat güneşin henüz doğmadığı zaman aralığına kadar olan süredir.
Zamanın döngüselliği sayesinde her an bir yerde güneş doğuyor, bir yerde batıyordur ve her an bir yerde sabah seher vaktidir, bir yerde ikindi vakti girmiştir. Öyle olunca tasavvuf ehli, zikir ve evradlarını sabah seher vaktinde ve ikindi vaktinde okumaya gayret etmişler ve kendileri yaptıkları gibi müntesiplerine de tavsiye etmişlerdir. Bu kutsal zaman aralıklarını zikir ve evrad için kullanmayı önemsemişlerdir.
Bizim meridyende ikindi vakti, güneş batmaya yüz tutmuşken, diğer meridyende sabah olmak üzre, ve güneş doğmak üzeredir, ve bizdeki ikindi vakti, diğer meridyenin seher vaktidir, ve bizden önceki meridyenlerin ikindi vakti de, bizim seher vaktimizdir, öyle olunca ikindi va sabah hep biryerlerde seher vaktidir.
"Bizde, bizim meridyende, Güneş gündüz açısına 45° batıya geldiğinde, yani bizde ikindi vakti girdiğinde, bizden sonraki meridyenlerde seher vaktidir. Aynı şekilde, bizden önceki meridyenlerde, Güneş batmadan önce gündüz açısına ilk defa 45 derecelik açıya geldiği zamanki meridyende, yani onlarda ikindi vakti başladığında, bizde de bizim meridyenimizde seher vakti başlamış olur. Batıda ve doğuda iki tarafta da bu, Güneş'in doğuşuna kadar devam eder. Yani Güneş doğmadan hemen öncesine kadar seher vakti devam eder."
Bu resimlere bakın ve
Bu sayfaya girip gösterdiğim gibi yaparak bulunduğunuz yeri hesaplatabilirsiniz
Konunun içindeki Resimler ister animasyonlu GIF resim olsun ister normal JPG veya PNG olsun
800px den Büyük ise 800px li Thumnail Resim Gösterilir
Gif Resimleri ise 800px den Büyük ise Gif Olmayan Sadece 800px li Thumnail Resim Gösterilir Gif Animasyonlu Resimleri veya HD Büyük Resimleri Görmek için ise
Resimin Üzerine Tıklayın
Yeni Sekmede Açılan Resim
Gif Animasyonlu Orjinal Resimdir veya HD Büyük Resimdir
Konunun içindeki Resim Sadece 800px li Thumnail Resimdir