Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
ON ALTINCI CÜZ
(s. 300 - 320)
Başarılı olmak isteyen gençler sabırla ve
teknolojiyi doğru ve hayırlı yolda kullanarak
çalışmaya devam etmelidirler. Bir İslam
toplumu, peygamberler yolundan ihlasla
gidilerek inşa edilebilir.
On altıncı cüzde; Kehf suresinin son kısmı, Meryem ve Taha
surelerinin tamamı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. İMANLI GENÇLİK
Sabır, Çalışma ve Teknoloji ile Başarılı Olunur
Kehf suresinin son tarafında Zülkarneyn ve ilginç duvar inşası
ile ilgili konu işlenmektedir (Kehf, 18/83-98). Hadislerde de Kehf
suresinin Cuma günü okunması tavsiye edilmekte (Hakim, 12/368
(hasen)) ve deccal fitnesinden koruyacağı ifade edilmektedir (Müs-
lim, Salatü’l-müsafirin, 275 (709)). Gelecekteki fitnelerden korumak,
Kehf suresinin manasının ve mesajlarının anlaşılması ile olabilir.
Ashab-ı kehf ile imanlı bir gençlik yetiştirilmesi, Hz. Musa-Hızır
olayı ile bizlere kadere teslimiyet ve sabır tavsiye edilmekte,
Zülkarneyn kıssası ile teknolojiden yararlanmanın önemi an -
latılmaktadır. İşte bu mesaj ile Müslümanlar gelecekte başarılı
olurlar.
2. DİRİLİŞ ÖRNEKLERİ
Ölüyü Dirilten Allah, İsterse Ölü Bir Toplumdan Yeni Bir
İslam Toplumu Yaratır
Meryem suresinde, dirilişin âdeta örnekleri verilmektedir.
a. İhtiyarlık döneminde Hz. Zekeriya ile kısır hanımından mu-
cizevi olarak bir çocuk doğması, Yahya olarak isimlendirilmesi,
b. Bakire ve iffetli bir kız olan Meryem validemizden mucizevi
olarak (babasız) bir çocuğun doğması ve İsa olarak isimlendiril-
mesi anlatılmaktadır. Hz. Yahya ve İsa, daha doğmadan isimleri
konulan peygamberlerdendir.
c. İhtiyarlık döneminde Hz. İbrahim ile kısır hanımından mu-
cizevi olarak bir çocuk doğması, İshak olarak isimlendirilmesi,
d. Hz. Musa döneminde Turu Sina’da (Sina dağı) diriliş ve
e. Hz. İdris’in göğe çekilmesi (Meryem, 19/1-58). Surenin sonunda
dirilişi inkâr edenlerin ahiretteki halleri anlatılır (Meryem, 19/66-98).
3. BAŞARININ İLK ŞARTI
Sabırla ve İhlasla Tebliğe Devam Etmektir
Bu cüz Taha suresi ile tamamlanmaktadır. Sure, Kur’ân’ın mis-
yonu olan doğruları hatırlatma (tezkire) mesajı ile başlamakta,
Hz. Musa’nın hayatından bir kesit ile devam etmektedir. Burada
Hz. Musa’nın, Medyen başta olmak üzere, Mısır’daki uzun müca-
delesi, Firavun’un zulmünden kurtulması ve sonraki dönemlerde
yaşananlar, ümmetini eğitmek için sarf ettiği çabası ve emeği
teferruatlı bir şekilde anlatılmakta; âdeta Mekke’deki Müslüman-
lara sabırla tebliğe devam ederlerse başarılı olacakları ve zafere
ulaşacakları mesajı verilmektedir (Tâhâ, 20/1-100).
ON YEDİNCİ CÜZ
(s. 321 - 340)
Müminlerin dostu ve destekçisi; Allah,
Peygamber ve müminlerdir. Peygamberin
yolunu ve sünnetini terk edenler dinlerini
parçalarlar ve tahrif ederler. Hac, insanlara
Peygamber yolunu yeniden hatırlatan ve
onları eğiten evrensel bir ibadettir.
On yedinci cüzde; Enbiya ve Hac surelerinin tamamı bulun-
maktadır. Bu cüzdeki 3 temel konu:
1. ALLAH’IN DOSTLARI
Allah; Peygamberlerin ve Kendisinin Yolunda Çalışan
Müminlerin Dostudur/Destekçisidir
Enbiya suresi, peygamberlerin mücadeleleri ve Allah’ın hâ-
kimiyetinden bahseder. Surenin girişinde peygamberlere tavır
alanların durumu anlatılır (Enbiyâ, 21/1-47); daha sonra peygamber-
lerin mücadeleleri ve kurtuluş örnekleri aktarılır:
a. Hz. İbrahim, tevhid mücadelesi ve ateşten kurtuluşu,
b. Hz. Lut, tevhid mücadelesi ve azaptan kurtuluşu,
c. Hz. Nuh, tevhid mücadelesi ve tufandan kurtuluşu,
d. Hz. Eyüb ve sabrı ile sıkıntıdan kurtuluşu,
e. Hz. Yunus, mücadelesi ve cezadan kurtuluşu,
f. Hz. Zekeriya’nın soyunun Hz. Yahya ile devam etmesi,
g. Hz. Meryem’in soyunun Hz. İsa ile devam etmesi.
İşte bunlar İslam ümmetinin tarihsel sürecidir (Enbiyâ, 21/48-91).
2. PEYGAMBER SONRASI DURUM
Enbiya suresinde ise, peygamberlerden sonra ümmetlerinin
halleri aktarılır:
a. Dinlerini parçaladılar, tahrif ettiler,
b. Salih amel işleyenler ve sapmayanlar kurtuldu,
c. Sapanlar dünya ve ahirette cezalandırıldı (Enbiyâ, 21/92-106).
3. HACCIN EVRENSELLİĞİ
İnsanlara Peygamberler Yolunu Gösteren ve Onları Eğiten
Evrensel Bir İbadet
Hac suresinde, Allah’ın yeryüzündeki sembollerini anlamamız
ve onlara karşı saygılı olmamız istenir. Kâbe, tevhidin sembo-
lüdür, Safa ile Merve fedakârlığın sembolüdür. Kurban, Allah’a
yaklaşmanın sembolüdür. Surenin başında insanlar takvaya (so-
rumluluk bilincine) çağrılır, ölüm ve hayat üzerinde düşünmeleri
istenir (Hac, 22/1-24); daha sonra yoğun bir şekilde hac ibadeti,
tevhid inancı, Hz. İbrahim’den bugüne kadar Kâbe’nin konumu
ve önemi, hacda kesilen kurbanlarla ile ilgili hükümler, Allah
için yaşamanın ve mücadele etmenin önemi anlatılır (Hac, 22/25-
76). Bu surede, secde ayeti de bulunmaktadır. Rabbimizin bütün
emirlerine boyun büktüğümüzü ve itaat ettiğimizi secde ile
göstermemiz istenir. İbn Mes’ud şöyle dedi: “ Hac suresi, için-
de secde emri olduğu halde Resûlullah’a inen ilk suredir. Allah
Resûlü sureyi okuduktan sonra secde yaptı ve insanlar da secde
yaptılar…” (Hakim, 1/342 (803), (sahih)). Secde, Allah’a kulluğun zirvesi
ve itaatin bir sembolüdür.
ON SEKİZİNCİ CÜZ
(s. 341 - 360)
İdeal sıfatlar taşıyan her mümin, bu
dünyayı değiştirme potansiyeline sahiptir.
Müminlerin en yüksek sıfatı; ahlak ve haya
sahibi olmalarıdır. Kur’ân bu şekilde ideal
bir insan profili ile toplumda farklılık ve
farkındalık oluşturmaktadır.
On sekizinci cüzde; Müminûn ve Nur surelerinin tamamı,
Furkan suresinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu üç surede de
ideal müminin vasıfları anlatılmaktadır. 18. cüzdeki temel ko-
nular şunlardır:
1. KURTULUŞA EREN MÜMİNLERİN SIFATLARI
Müminûn suresinin başında, (cennetlerin en güzeli) Fir-
devs cennetine girecek müminlerin vasıfları kısaca zikredilir.
(Mü’minûn, 23/1-11).
Bu vasıflara göre ideal müminler;
a. Namazlarını huşu içinde kılarlar,
b. Boş/faydasız şeyleri terk ederler (zaman onlar için
önemlidir),
c. Zekât verirler,
d. Namuslarını korurlar,
e. Emanete riayet ederler (onlar güvenilir ve dürüst
insanlardır).
Sonra Allah’ın verdiği nimetler (Mü’minûn, 23/12-22) ve bu nimet-
leri inkâr edenlerin sonları anlatılır (Mü’minûn, 23/23-53). Müslü-
manlardan da aynı hataya düşmemeleri istenir. (Mü’minûn, 23/54-91).
2. AHLAK MÜMİNLERİN EN TEMEL SIFATIDIR
Cüzdeki diğer sure ise Nur suresidir. Bu sure önceki Müminûn
suresinin tamamlayıcısı konumundadır. Buna göre; ideal mümin,
ahlaki seviyesi yüksek olan, başörtüsü ve tesettürü Allah’ın emri
olarak kabul eden, başkalarının ırzına dil uzatmayan, dedikodu-
ların peşinde koşmayan ve dilini koruyan kişidir. Bu surede iki
büyük tehlikeye dikkat çekilir: Zina ve iftira. Bunlara karşı ceza,
boykot (kamuoyu baskısı) ve ahlaki eğitim yöntemleri anlatılır.
Bu surede ideal müminin sıfatları ahlaki açıdan şöyle açıklanır:
a. Zinadan kaçarlar,
b. Başkasına iftirada bulunmazlar,
c. Günah işlediklerinde hemen tövbe ederler ve bir daha o
günahı işlemezler,
d. Hz. Peygamber’e ve eşlerine karşı saygılıdırlar,
e. Tesettüre dikkat ederler,
f. Karşı cinsi gördüklerinde gözlerini indirirler ve harama
bakmazlar.
g. Evliliğe teşvik ederler,
h. Sabah-akşam Allah’ı zikrederler ve farzları yerine getirirler,
ı. Çocuklarını doğru eğitirler,
i. Ticaretleri onları ibadetten alıkoymaz,
j. Evlere girince selam verirler ve eşlerine iyi davranırlar (Nûr,
24/2-61).
3. KUR’ÂN, MÜMİNLERDE BİR FARKINDALIK
OLUŞTURMAYA ÇALIŞIR
Bu cüzün sonunda ise Furkan suresinin giriş kısmı bulunmak-
tadır. İlk ayette; Kur’ân’ın misyonunun, âlemler için bir uyarıcı
olduğu hatırlatılır (Nûr, 24/1), sonra farklı şeylere dikkat çekilir.
Bununla bir farklılık ve farkındalık oluşturulmaya çalışılır:
a. Her şeyi yaratan Allah ile hiçbir şey yaratamayan/aciz
putlar bir değildir,
b. İyiler için cennet, kötüler/zalimler için cehennem söz
konusudur,
c. Ayrıca Kur’ân’ı kabul edenler ve reddedenler,
d. Peygamberler ve ümmetleri,
e. Gündüz ve gece, yağmur ve kıtlık/kuraklık, tatlı su ve tuzlu
su, baki ve fani, gökler ve yerler anlatılır… (Furkân, 25/2-62)
Kur’ân bu şekilde Furkan olma özelliği ile sizde bir farklılık
ve farkındalık oluşturur.
' ON DOKUZUNCU CÜZ
(s. 361 - 380)
On dokuzuncu cüzde; Furkan suresinin son tarafı, Şuara su-
resinin tamamı ve Neml suresinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu
cüzdeki temel konular şunlardır:
1. İDEAL MÜMİNİN SIFATLARI
Furkan suresinin son tarafında; Rahmanın (has) kulları ve ör-
nek vasıfları tanıtılır. Onlar hayatlarını ibadetle geçirip Allah’ın
yasaklarından kaçanlardır. Bu kısımda da ideal müminin vasıfları
anlatılmaya devam etmektedir:
a. Onlar mütevazıdır,
b. Cahillerle tartışmazlar, onlara selam der ve geçerler,
c. Geceleri (teheccüt namazında) Rablerine secde ederler ve
kıyamda dururlar,
d. Dua ederler,
e. Harcamaları dengelidir; ne israf ederler, ne de cimrilik
ederler,
f. Allah’ın haram kıldığı cana kıymazlar ve insan öldürmezler,
g. Zina etmezler,
h. Hata ettiklerinde ve günah işlediklerinde hemen tövbe
ederler ve hatada ısrar etmezler,
ı. Yalancı şahitlik yapmazlar,
i. Boş/faydasız şeyleri vakarlı bir şekilde terk ederler,
j. Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında kör ve sağır gibi dav-
ranmazlar (hemen itaat ederler),
k. Onlar şöyle dua ederler: “Bize eşlerimizden ve soyumuzdan
gözümüzün nuru/alnımızın akı olacak nesiller ver ve bizi takva
sahiplerine önder/rehber eyle.”
İşte bu seçkin-temiz insanlar cennetin en yüksek makamında
olacak kişilerdir. Surenin son ayeti şu şekildedir; “De ki: Dua-
nız/kulluğunuz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?...”
Bu cüzde bulunan Şuara suresinde ise; insanların, peygamber-
lerin yolunu terk edip yapay gündeme takılmaları tenkit edilir ve
bu tehlikeye dikkat çekilir. Çünkü gündemi başkaları belirlemek-
tedir. O günkü cahiliye toplumunda şairler; zalim yöneticilerin
ve zenginlerin isteğine göre yapay bir gündem oluşturuyorlardı.
Burada cahiliye şairleri sanal gündemin ve algı oluşturmanın
sembolüdürler. Şuara suresi bu tehlikeye dikkat çekip insanların
Peygamber ve Kitab’ın yolu olan sırat-ı müstakîmden (doğru
yoldan) nasıl ayrıldıklarını anlatmakta ve önceki peygamberler
dönemi ve ümmetlerinden örnekler vererek bu tehlikenin aslın-
da her asırda yaşandığını açıklamaktadır (Şuarâ, 26/10-190).
3. İDEAL MÜMİNİN REHBERİ KİTAP VE SÜNNETTİR
Bu cüzde Neml suresinin baş tarafı da bulunmaktadır. Neml
suresinde, Kur’ân’ın insanlar için gerçek bir rehber olduğu an-
latılmaktadır. Ayrıca tarihteki Hz. Musa, Süleyman, Salih ve Lut
peygamberlerin rehberliklerinden örnekler verilmekte; insan-
ları doğru yola getirmek ve sapmalarından kurtarmak için bu
peygamberlerin yaptığı tebliğ çalışmaları ve örnek yaşayışları
aktarılmaktadır (Neml, 27/1-58).
YİRMİNCİ CÜZ
(s. 381 - 400)
Yirminci cüzde; Neml suresinin son tarafı, Kasas suresinin
tamamı ve Ankebut suresinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu cüz-
deki temel konular şunlardır:
1. HZ. PEYGAMBER’İN REHBERLİĞİ
Neml suresinin son tarafında peygamberimizin rehberliğinden
bahsedilmektedir. Bunlar kısaca;
a. Tevhid inancı,
b. Yaratılış gerçeği,
c. İlmin önemi,
d. Kulluk bilinci,
e. Kur’ân’ın tebliği,
f. Her an hamd etme düşüncesidir (Neml, 27/59-93).
2. HZ. MUSA’NIN REHBERLİĞİ
Yirminci cüzün ortasında ise Kasas suresi bulunmaktadır. Bu
sure, önceki Neml suresinin devamı niteliğindedir. Hz. Musa’nın
hayatı ile ilgili önemli anlatım burada da devam etmektedir;
Hz. Musa’nın Medyen’e hicret edip orada 10 yıl kaldığında ya-
şadıkları anlatılmaktadır (Kasas, 28/20-47); sonra Mekkeli müşrik-
lerin Tevrat ve Kur’ân için; “Birbirini destekleyen iki sihir” söz-
leri aktarılıp onlara âdeta meydan okunmaktadır: “De ki: Allah
RIFAT ORAL | 55
katından gelen bu iki kitaptan daha faydalı/daha güzel rehberlik
edici başka bir kitap varsa, haydi getirin de, ben de ona uyayım.
Eğer sözünüzde sadıksanız (haydi getirin).” (Kasas, 28/48-49). Bu
cüzün son bölümünde ise, Hz. Musa döneminde hak nasıl galip
geldiyse, Hz. Muhammed döneminde de galip gelecektir, mesajı
verilmekte; bunun için Müslümanların Tevhid inancına sarılma-
ları ve ayrılmamaları gerektiği hatırlatılmaktadır (Kasas, 28/50-88).
3. İMAN VE FEDAKÂRLIK
Bu cüzün son kısmında ise, Ankebut suresinin baş tarafı bu-
lunmaktadır. Bu surenin daha ilk ayetlerinde imanın fedakâr-
lık olduğu açıklanmakta, iman ettik demekle işin bitmeyeceği,
bunun (mücadele ve amel-i salih ile) ispat edilmesi gerektiği
anlatılmaktadır. Münafıkların ise bu fedakârlıktan kaçtıkları/ka-
çacakları açıklanmaktadır (Ankebut, 29/1-13). Daha sonra peygam-
berlerin hayatlarından fedakârlık örnekleri verilmektedir: O
fedakâr insanların başında Hz. Nuh, İbrahim, Lut, Şuayb, Musa
ve Muhammed (a.s.) gelmektedir. Onlarla mücadele eden Ad
ve Semud kavimleri, Firavun hanedanı, Karun ve Haman gibi
güçlerin de nasıl helak oldukları, anlatılmakta ve şöyle denilmek-
tedir: “Allah’tan başka (varlıkları) dostlar/yetkililer edinenlerin
durumu, ağ örerek ev yapan örümceğin haline benzer. Evlerin en
zayıfı Ankebut (örümcek) ağıdır. Keşke bu bilince (o müşrikler) bir
ulaşsalar!” (Ankebut, 29/41) . (Ankebut, 29/41).
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM4
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
ON BİRİNCİ CÜZ
(s. 201 - 220)
Mümin; hatada ısrar etmeyen, her zaman
Müslümanca duruşu olan ve şahsiyetli bir
hayat yaşayan insandır.
On birinci cüzde; Tövbe suresinin son tarafı ve Yunus suresi-
nin tamamı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. TÖVBE
Tövbe Etmek ve Hatadan Dönmek Erdemli Bir Harekettir
Tövbe suresinin son tarafında tövbe ve istiğfar konusu iş-
lenmektedir. Bir peygamberin, müşrikler için istiğfar etmesinin
ve af dilemesinin doğru olmadığı belirtilmektedir. Bununla ilgili
olarak Hz. İbrahim üzerinden örnek verilmektedir. Çünkü o da
kâfir olan baba(lığı) için istiğfar etmişti. Allah ise muhacir, ensar
ve diğer samimi müminlerin dua ve istiğfarlarını kabul etmek-
tedir. Bu bağlamda Tebük savaşına keyfi katılmayan, ama sonra
çok pişman olup tövbe eden 3 sahabinin durumu hatırlatılır. Bir
aydan daha fazla süre devam eden bu tövbe/pişmanlık süreci,
toplumsal tepki ve yeryüzünün onları daralttığı bir dönemde
tövbelerin kabul edilmesi ve 3 sahabinin kurtulması bizim için
önemli bir örnektir (Tevbe, 9/118). Rıyazü’s-Salihin isimli hadis ki-
tabının başındaki Tövbe bölümünde, tövbe eden bu 3 sahabinin
ilginç hikayesi ile ilgili rivayet aktarılır (Buhari, Megâzi, 80; Müslim,
Tevbe, 53). Mutlaka oradaki bu olay gibi çok farklı tövbe olayları
okunmalıdır.
2. MÜSLÜMANCA DURUŞ
Kur’ân’dan ve Peygamberlerden Öğrenmek
Bu cüzde Yunus suresi de bulunmaktadır. İlk kısmında Hz. Pey-
gamber’in Mekke’deki risalet çalışması, insanları tevhide çağrışı
ve onların tepkileri karşısında sergilediği Müslümanca duruş
anlatılmaktadır. Burası aslında bütün davetçiler için önemli bir
bölümdür.
3. ŞAHSİYETLİ OLMAK
Peygamberlerin Hayat Tarzı (Sünneti) Budur
Yunus suresinin ikinci bölümünde ise Hz. Yunus’un da içinde
bulunduğu önceki 3 peygamberin tevhid çağrısı, risalet çalışması
ve cahiliye toplumu karşısında sergiledikleri duruşları anlatılır.
Bu tevhidi duruşun bütün peygamberlerin sünneti (hayat tarzı)
olduğu hatırlatılır ve bütün davetçilere bir mesaj verilir.
ON İKİNCİ CÜZ
(s. 221 - 240)
Peygamberler gibi; insanlar tevhid, risalet
ve ahiret inancına davet edilmeli, hayatın tüm
zorluklarına karşı da sabredilmeli/dirençli
olunmalıdır
On ikinci cüzde; Hud suresinin 1. sayfası dışındaki tamamı
ve Yusuf suresinin ilk yarısı bulunmaktadır. Yunus, Hud, Yusuf,
İbrahim, Hicr sureleri aslında Elif-lam-ra (الر) ile başlayan sureler
serisidir. Bununla belki de bu 5 surenin konu bütünlüğüne/bir-
liğine dikkat çekilmekte ve dikkatli okunması gerektiği mesajı
verilmektedir. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. PEYGAMBERLERİN MÜCADELESİ
Peygamberler Tevhid, Risalet ve Ahiret’le İlgili Bilgi Verirler
Hud suresinin girişinde (tebliğ edilmesi emredilen) tevhid, ri-
salet ve ahiret ile ilgili konular aktarılır. Bu girişten sonra önceki
ümmetlere gönderilen peygamberlerin tebliğ sırasında yaşadığı
olaylar (Yunus suresindeki kaldığı yerden) anlatılmaya devam
etmektedir; orada peygamberlerin kavmi ile ilk iletişimleri/teb-
liğleri ve kavimlerinin tepkileri anlatılırken, bu surede ise olay-
ların devamında tebliği reddeden ve peygamberlere savaş açan
o kavimlerin helakı açıklanmaktadır. Hz. Nuh ve kibirli kavminin
helak oluşu (Hud, 11/25-49), Hz. Hud ve hilekâr kavminin helak
oluşu (Hud, 11/50-60), Hz. Salih ve zalim kavminin helakı (Hud, 11/61-
68), Hz. Lut ve ahlaksız kavminin helakı (Hud, 11/77-82), Hz. Şuayb
ve sahtekâr kavminin helakı (Hud, 11/61-68), Hz. Musa ve kendisini
putlaştıran zalim Firavun ile mücadelesi ve zalimlerin sonu (Hud,
11/96-101) anlatılmakta; “Kesinlikle zalimlere meyletmeyin..” (Hud,
11/113) emri ve “Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir” (Hud, 11/123)
hatırlatması ile sure sona ermekte; Muhammed ümmetinin aynı
hatalara düşmemesi istenmektedir.
2. HAYATIN ZORLUKLARI
Sabretmek Gerekir
Bu cüzde Yusuf suresinin ilk kısmı da bulunmaktadır. Yusuf
suresinde sadece Yusuf peygamberin hayatı baştan sona anlatıl-
makta, başka bir yerde Hz. Yusuf ile ilgili bir bilgi verilmemek-
tedir. Sure Hz. Yusuf’un gördüğü bir rüya ile başlar. Bu rüya ile
babası Yakup Peygamberin küçük Yusuf’a sevgisi daha da artar.
Bunu kıskanan kardeşleri küçük Yusuf’tan kurtulmak isterler ve
onu bir kuyuya atarlar. Oraya su ihtiyaçları için uğrayan kervan-
daki kişiler kovalarını sarkıtınca onu bulup kurtarırlar, ancak
Mısır’a götürüp orada köle olarak satarlar.
3. SUÇSUZ OLANLAR KURTULUR
Temiz Halleri Ortaya Çıkar
Hz. Yusuf’u satın alan kişi Mısır’ın üst seviyede yöneticisi olan
bir azizdir. Eşi ile birlikte Yusuf’u büyütürler. Ancak Yusuf güzel
bir genç olunca Aziz’in hanımı tarafından rahatsız edilir ve ka-
dının yararlanma isteği etrafta duyulunca o dönemdeki skandalı
önlemek için; suçsuz olduğu halde Hz. Yusuf’u hapse atarlar.
Çünkü sonuçta o ellerindeki bir köledir ve hiçbir kıymeti yok-
tur. Hapiste Hz. Yusuf iki kişi ile tanışır. Bir gün o ikisi bu temiz
gence gördükleri ilginç rüyalarını anlatırlar. Hz. Yusuf rüyalarını
38 | KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI
tabir etmeden önce onlara tevhid inancını anlatır, İslam’ı tebliğ
eder. Sonra bu rüyayı; o iki kişiden birisinin hapisten kurtulup
kralın yakın adamı olacağı, diğerinin ise asılıp idam edileceği
şeklinde tabir eder ve yorumlar. Daha sonra olaylar bu şekilde
gelişir. Kurtulan kişi kralın yakın adamı olur ve Hz. Yusuf’u unu-
tur. Yıllar sonra kralın gördüğü bir rüyayı kimse tabir edemeyin-
ce, o kişinin aklına zindandaki Hz. Yusuf gelir ve onu çıkartırlar.
Hz. Yusuf bu rüyayı ileride gelecek ve yedi yıl sürecek büyük
bir kıtlık ile tabir eder. O kıtlığa hazırlık yapılması gerektiğini
söyler. Bunun üzerine Hz. Yusuf, kral tarafından Mısır’ın eko-
nomisi ile ilgili olarak görevlendirilir ve büyük hazırlıklar başlar.
Bu dönemde Aziz’in karısı da vicdan azabından dolayı Yusuf’un
suçsuz ve temiz olduğunu itiraf eder…( Sonraki gelişmeler ve
olaylar bir sonraki 13. cüzde devam etmektedir.)
' ON ÜÇÜNCÜ CÜZ
(s. 241 - 260)
Önemli Olan Şahsiyetli Bir Müslüman
Olarak Yaşamak Zorluklara Karşı Sabretmek
ve Direnmektir
On üçüncü cüzde; Yusuf suresinin son yarısı, Ra’d ve İbrahim
surelerinin tamamı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. SABRIN SONU
Sabreden Kurtulur/Başarılı Olur
Yusuf suresinin son kısmında Mısır ve Ortadoğu’da gerçekle-
şen bir kıtlıktan bahsedilir. Kıtlığa hazırlıksız yakalanan insanlar
Filistin tarafından Mısır’a gelip yiyecek talebinde bulunurlar.
Gelen kişiler arasında Hz. Yusuf’un kardeşleri de vardır. Ancak
Yusuf Peygamber onları affedip yiyecek vermiş, babalarıyla be-
raber Mısır’a gelmelerini ve yerleşmelerini istemiştir. O sıralar
Yakup peygamber üzüntüden gözleri görmüyordu, oğlu Yusuf’un
gömleği gelince onu gözlerine sürdü, Allah’ın izni ile gözleri
açıldı ve görmeye başladı. Sonra hep beraber Mısır’a gittiler.
Yusuf Peygamber’in yanına gelince hepsi ona saygı için eğildiler
(Yakup peygamber ve 11 oğlu). Böylece Hz. Yusuf’un küçükken
gördüğü rüya gerçekleşmiş oldu. Surenin sonunda Hz. Yusuf’un
bir konuşması ve duası bulunmaktadır (Rad, 13/100-101). Yusuf suresi
ile Allah Mekke’de zor durumda olan Hz. Muhammed ve asha-
bına moral vermekte, ileride gerçekleşecek olan hicret ve dev-
lete hazırlamakta, onların da Hz. Yusuf gibi başarılı olacaklarını
müjdelemektedir.
2. GÜÇLÜ MÜMİN
Allah’a İtaatle Güçlenmek
Sonra Ra’d suresi başlar. Burada Kur’ân’ın güç ve kudret sahibi
Allah’tan geldiği ve O’nun gücünün; yerlerin ve göklerin yaratı-
lışı ve sistematik işleyişinde, diriliş, ilim, gök gürültüsü (ra’d) ve
meleklerin itaatinde görüldüğü zikredilir, insanlar iman ve itaate
davet edilir ve kalplerin Allah’ın zikri ile mutmain olacağı açıkla-
nır (Rad, 13/28). Burada ayrıca güçlü müminin sıfatları da zikredilir:
a. Onlar ahitlerinde dururlar,
b. Allah’ın emrettiği ilkelerden ayrılmazlar,
c. Sabrederler,
d. Namaz kılarlar,
e. İnfak ederler,
f. Kötülüğü iyilikle silerler,
g. Risalete de her zaman tabi olurlar (Rad, 13/19-33).
3. PEYGAMBERLERİN DURUŞU
Güçlü Şahsiyetler/Örnek İnsanlar
Bu cüzde ayrıca İbrahim suresi bulunmaktadır. Kitabın ve pey-
gamberin rehberliği anlatılmakta; Hz. Musa, Nuh, Ad ve Semud
kavimlerinden örnekler verilmektedir. Ümmetlerin bir kısmı da
peygamberlerini reddetmiş, ülkelerinden sürme veya öldürme
ile tehdit etmişlerdi. Aynı şeyler Hz. Muhammed ve ashabı için
de söz konusuydu (İbrahim, 14/3-34). Surenin sonunda ise Hz. İb-
rahim’in uzun ve güzel bir duası bulunmaktadır (İbrahim, 14/35-41).
' ON DÖRDÜNCÜ CÜZ
(s. 261 - 280)
Hayatınızın değerlenmesini istiyorsanız
Allah’ın emrettiği gibi yaşayın. Mazlumlara
karşı mütevazı, zalimlere karşı cesur olun.
Peygamberler gibi dik durun ve eğilmeyin.
(
On dördüncü cüzde; Hicr ve Nahl surelerinin tamamı bulun-
maktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. HAYATI ALLAH İÇİN YAŞAMAK
O’nun İstediği Gibi Bir Mümin Olmak
Hicr suresinde genel olarak Allah için yaşamak ve mücadele
etmek konusu işlenmektedir. (Hicr: Mekke’nin kuzeyinde Semut
kavminin yaşadığı bir yerdir). Bu sure Kur’ân’ın rehberliği ile
başlamaktadır; sonra tarihte tevhid ve şirk mücadelesi özetlen-
mekte, peygamberle mücadele edenlerin akıbetleri açıklanmak-
tadır: Hz. Adem ve şeytan mücadelesi (Hicr, 15/52-84), Hz. İbrahim
ve azap meleklerinin diyaloğu (Hicr, 15/52-60), Lut kavminin hela-
kı (Hicr, 15/61-77), Şuayb peygamberin kavmi Eyke’nin helakı (Hicr,
15/78-79) ve Semut kavminin yurdu Hicr ve helakı (Hicr, 15/80-84)
anlatılmaktadır.
2. MÜMİNLER MÜTEVAZI VE CESURDURLAR
Sonra Hicr suresi şu güzel mesajlarla tamamlanmaktadır:
İnsanlara güzel davran, Kur’ân’ı tebliğ et, onların elindeki güç
sizi etkilemesin, müminlere şefkatli davran, müşriklere aldır-
ma, Rabbini tesbih et ve O’na secde et, ölünceye kadar ibadete
devam et (Hicr, 15/85-99).
3. PEYGAMBERLERİN TEBLİĞİ
Onlar Gibi Tebliğe Devam Etmek ve Sıkıntılara Sabretmek
Gerekir
Burada ayrıca Nahl suresi de bulunmaktadır. Bu surede; tev-
hid inancıyla ilgili yoğun bir tartışma ortamı oluşturulmakta;
vahiy gönderen Allah, kâinatın ve sizin yaratıcınız-Rabbiniz olan
Allah’tır (Nahl, 16/1-34). Müşrikler tek Tanrı olan Allah’a ortak koş-
tukları için yeryüzünde büyük bir fitneye sebep olmakta ve
hadlerini aşmaktadırlar (Nahl, 16/35-47). Siz Hz. İbrahim (a.s.) gibi
olun, tebliğe devam edin ve sıkıntılara sabredin. Takva ve ihsan
sahibi olun (Nahl, 16/120-128).
' ON BEŞİNCİ CÜZ
(s. 281 - 300)
Bir mümin bulunduğu coğrafyada dinini
yaşamak ve onu tebliğ etmek için uğraşır,
gelebilecek her türlü sıkıntıya katlanır.
On beşinci cüzde; İsra suresinin tamamı ve Kehf suresinin ilk
yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. ALLAH’IN DESTEĞİ
Tebliğe Devam Eden ve Sıkıntılara Sabredenlere Allah
Yardım Eder/Destekler
İsra suresinde Allah’ın sonsuz gücü anlatılmaktadır. Ayrıca
İsra (gece yolculuğu) mucizesi ile İslam’ın, önceki peygamberlere
gönderilen ilahî dinlerin devamı ve sonuncusu olduğu mesajı
verilmektedir. İslam, aslında Hz. Adem’le başlayan bir süreçtir.
O dönemde Mekke’de inşa edilen Kâbe, yeryüzünün ilk mabe-
didir. Daha sonra Kudüs’te Mescid-i Aksa inşa edilmiştir. Son
peygamberin gelişi ile İslam yeniden yeryüzüne Mekke’den ya-
yılmıştır. Bu açıdan Mescid-i Haram (Kâbe) ile Mescid-i Aksa
(Kudüs) arasında bir bağ bulunmaktadır (İsra, 17/1). Surede İsra
olayından sonra Hz. Musa dönemine geçilir. Çünkü o dönem
tarihin önemli kırılma noktalarından birisidir ve Hz. Musa’ya
gönderilen 10 emrin büyük bir bölümü bu surede âdeta yeniden
emredilir. “Allah’a şirk koşmayacaksın, öldürmeyeceksin, zina
etmeyeceksin, çalmayacaksın….vd.” (İsra, 17/11-54).
2. ALLAH İÇİN HİCRET
Surenin ikinci bölümünde Hz. Adem’in yeryüzüne inişi ve
şeytanın yeryüzündeki tuzakları anlatılıp (İsrâ, 17/61-67), ardından
hicret duası zikredilir (İsrâ, 17/80). Bununla sanki bir yıl sonra olan
hicrete bir hazırlık ve asıl imtihanın hicretten sonra başlaya-
cağına dair bir mesaj verilmektedir. Surenin son tarafında ise,
Hz. Peygamber’e ve Müslümanlara önemli uyarılar bulunulmakta
(İsrâ, 17/89-103) ve özellikle İsrailoğullarının bir araya geldikten
sonra yeryüzünde çıkaracakları ikinci büyük fitneye karşı ha-
zırlıklı olma uyarısı yapılmaktadır (İsrâ, 17/4-7, 104).
3. HİCRETLE BAŞARILI OLMAK
Ayrıca bu cüzde Kehf suresinin ilk yarısı bulunmaktadır. Surenin
başında bir grup inanmış gencin hicreti anlatılır. Sığındıkları ma-
ğarada kaderin tecellisi ile 309 sene uyutulurlar, sonra uyanırlar.
Uyandıkları yüzyılda ahiret ve dirilişe imanda bir zayıflık olsa ge-
rek ki, (özgürlüğe giden yolda) insanlara böyle bir “diriliş” örneği
gösterilir. 309 sene sonra bu gençler yeniden yeryüzüne gelirler.
Bu surede de Müslümanları (sahabeyi) hicrete hazırlama ve onlara
moral verme söz konusudur. Allah için hicret edenlerin başarılı
olacakları vurgulanır (Kehf, 18/9-31); Sonra Hz. Musa ve Hızır olayı ile
şer gibi görünen hadiselerin hayır olabileceği/hayırla sonuçlana-
bileceği ve biraz sabredilmesi gerektiği ifade edilir (Kehf, 18/60-82)
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM3
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
ALTINCI CÜZ
(s. 101-120)
İslam toplumu bilinç eğitimi ile yükselir:
Aşırılıktan kaçınıp dengeli üretenler ve
tüketenler, dengeli bir ümmet olma yolunda
beşinci adımı atmış olurlar.
Altıncı cüzde; Nisa suresinin son tarafı ve Maide suresinin ilk
yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. ORTA YOL BİLİNCİ
İfrat ve Tefritten Kaçınmak
Nisa suresinin ortalarındaki bazı ahkam konularından sonra,
bu cüzde de Yahudi ve Hristiyanların ahkam ile ilgili hataları
sıralanır ve Muhammed ümmetinin aynı hatalara düşmemesi
istenir: Yahudiler peygamberlerine verdikleri sözde durmadılar,
kitaplarının hükmünü terk ettiler, Hz. Musa’dan sonra gelen
peygamberleri öldürmeye çalıştılar ve suikastlar düzenlediler.
Hristiyanlar da dinlerinde aşırı/uç yorumlar yaptılar, Allah’ın
kulu ve peygamberi olan Hz. İsa’ya (haşa) “Tanrı’nın oğlu” dediler.
2. HELAL GIDA BİLİNCİ
Maide suresinin baş tarafında; helal ve haram konuları özet-
lenmektedir. Mesela, behiymetü’l-enam denilen (davar, sığır
ve deve cinsi) hayvanlar helal, ama ihramda kara avı yapmak
haramdır. Allah’ın yeryüzündeki sembollerine (mesela, Kâbe
tevhidin sembolü, kurban Allah’a yakınlığın sembolü), ayrıca
savaşın haram olduğu aylara karşı saygılı olmak ve onların kut-
sallığına/saygınlığına halel getirmemek gerekir. Leş, akıcı kan,
domuz eti ve Allah’tan başkası adına (mesela putlar adına) ke-
silen hayvanların eti haramdır. Eti yenen hayvanlar bir yerden
düşerek, boğularak, boğazlanarak ve yırtıcı hayvan tarafından
parçalanarak ölmesi durumunda bunların etleri de haramdır
(ölmeden önce yetişip kesilen helaldir). Eğitimli av hayvanının
tuttuklarını yemek helaldir. Hayvanı avın üzerine gönderirken
besmele çekmek gerekir. Ehl-i kitabın kestikleri helaldir, onla-
rın kadınları ile evlenmek caizdir. Ancak Müslüman kadınlarla
evlenmek efdaldir.
3. DENGE BİLİNCİ: ORTA BİR ÜMMET OLMA
Maide suresinin sonraki bölümlerinde ise, bazı ahkam ko-
nuları açıklanmaktadır. Abdest, gusül, teyemmüm (Maide, 5/6),
şahitlik, cihad, kısas ve irtidat gibi. Ayrıca iman, ibadet ve adalet
gibi hükümleri terk eden önceki ümmetlerin sapmaları aktarılır,
bu sapmaların sonunda Allah’ın gazabına ve lanetine uğradıkları
gerçeği hatırlatılır.
' YEDİNCİ CÜZ
(s. 121-140)
Kendilerini sürekli sorgulayan ve
hatalarını düzelten insanlar İslam
toplumunu/medeniyetini inşa ederler.
Yedinci cüzde; Maide suresinin son tarafı ve Enam suresinin
ilk yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. HATALARIN BEDELİ
Maide suresinin son tarafı helal gıda ve helal kazanç ile ta-
mamlanmaktadır. Bu arada ayetler bazı hatalar için gerekli olan
keffaretleri de açıklamaktadır. Bunlardan birisi yemin keffareti,
diğeri de ihramlıyken kara avı yapan kişinin ödeyeceği bedel ko-
nusudur (Maide, 5/89, 95). Sonra vasiyet için iki şahit tutma tavsiye
edilir (Maide, 5/106-108). Surenin sonunda ise havarilerin, gökten
mucize bir sofra (maide) inmesi için Hz. İsa’dan dua etmesini
istemeleri ile ilgili bir olay anlatılır. Sonra bir mucize gerçekle-
şir. Aslında bu ayet ile yeryüzünün tümünün mucize bir sofra
(maide) olduğu mesajı verilir.
2. HATALAR DÜZELTİLMELİ
Aksi Takdirde Kişinin Sonu Dinden Uzaklaşmak, Şirk ve
Putperestlik Olabilir
Maide suresinden sonra Enam suresi gelir. Tek parça halinde
inen Mekkî bir suredir. (Bakara, Âl-i İmran, Nisa ve Maide sure-
leri ise Medenî idi.) Önceki Medenî surelerde bir vahiy toplumu
olan Yahudi ve Hristiyanların bozulma süreçleri ve hataları an-
latılmıştı. Enam suresinde de aslında bir vahiy toplumu olan ve
Hz. İbrahim, İsmail gibi peygamberleri kabul eden Arap cahiliye
toplumunun hataları anlatılmakta, nasıl putperest bir toplum
haline geldikleri açıklanmaktadır. Surenin başında kainatın ve
insanın yaratılışı hatırlatılarak tevhid konusu ve önemi açık-
lanmaktadır. Sonra cahiliye Araplarının risalet ile ilgili akıldı -
şı talepleri zikredilmektedir. Onlar peygamberin meleklerden
gönderilmesini istediler. ‘Eğer yeryüzünde melekler yaşasaydı o
zaman melek bir peygamber gönderilirdi.’ şeklinde cevap verildi.
Sonra müşriklerin ahiret ve dünya hayatı ile ilgili yanlış görüşleri
tenkit edildi.
3. PEYGAMBERİN TEBLİĞ GÖREVİ
Vahyin Rehberliğinde Hataları Düzeltmektir
Bu bölümde Hz. İbrahim (a.s.) örnek verilir. O tevhid inancın-
daydı. Hz. İbrahim (a.s.)’ın, tevhid inancını ispat için yıldız, ay ve
güneş gibi varlıkların Tanrı olamayacağına dair bir sorgulaması
aktarılır. Çünkü bunlar yok olan/değişen fani varlıklardır (Enam,
6/74-81). Yıldız, güneş, ay ve diğer varlıkları Allah insan için yarattı
(Enam, 6/96-97), ama insanların bir kısmı bu nimetlere şükrede-
cekleri yerde, bunları Tanrı edinerek Allah’a şirk koştular. Şirk
gerçekten büyük bir zulümdür (haksızlıktır).
' SEKİZİNCİ CÜZ
(s. 141- 160)
Her dönemde cahiliye düşünce ve
inançları görülür. Çünkü şeytan her asırda
bütün insanları kandırmak ister. Siz bu
mücadelede/yarışta geride ve arada kalmayın,
cennete doğru koşun.
(
Sekizinci cüzde; Enam suresinin son tarafı ve Araf suresinin
ilk yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. CAHİLİYE DÜŞÜNCELERİNDEN KURTULMAK
Enam suresinin ana konusu olan cahiliye dönemi müşrik Arap-
ların hataları sıralanmaya devam etmektedir. Bunlar; Allah’tan
başkasının hükmünü kabul etmek, putlar için kurban kesmek,
çocuklarını diri diri toprağa gömmek, yetime kötü davranmak,
ölçü ve tartıda haksızlık yapmaktır. Enam suresi, cahiliye dü-
şüncesine karşı İslam’ın tevhid inancının ortaya konulduğu bir
söz/dua ile sona ermektedir (Enam, 6/161-165).
2. ŞEYTANA KARŞI DİKKATLİ OLMAK
Bu cüzde ayrıca Araf suresi başlamaktadır. Önceki surelerde
haktan sapan vahiy toplumlarından örnekler verilmişti. Yahu-
diler, Hristiyanlar ve cahiliye Arapları... Bu surede ise tevhid ve
şirk mücadelesinin ilk insan Hz. Adem ile başladığı; bu açıdan
peygamberlerin tevhid ve doğruluğun temsilcileri, şeytanın ve
avenesinin ise şirk ve sapkınlığın temsilcileri/ana sebepleri
olduğu belirtilmektedir. Burada güzel bir uyarı bulunmakta-
dır: “Ey Adem oğulları, dikkat edin! Şeytan, atalarınız (Adem ile
Havva’yı) ayıp yerlerini kendilerine göstermek (rezil etmek) için
elbiselerinden soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de kandır-
masın/aldatmasın. Şeytan ve avenesi, hiç fark edemeyeceğiniz
şekilde pusuda beklerler!..” (A’raf, 7/27). Hz. Adem ve Havva hata-
larını anlayıp tövbe ettiler ve kurtuldular. Şeytan ise hatasında
hâlâ ısrar etmektedir.
3. ARADA KALMAMAK-KARARSIZ OLMAMAK; CENNETE
KOŞMAK GEREKİR
Bu cüzün son kısmında ise, sureye adını veren Araf konusu
zikredilmektedir. Araf, urf kelimesinin çoğulu olup yüksek yerler
manasındadır. Bu terim cennet ile cehennem arasındaki bölgede
bulunan yüksek yerler veya tepeler için kullanılmaktadır. Saha-
beden gelen habere göre, Araf’ta duran kişiler günah ve sevapları
eşit olan Müslümanlardır. Allah onlar hakkında hükmedinceye
kadar bu ara tepede duracaklardır (Bk. Hakim, II/350 (3247); Taberani,
Kebir, XXI/189 (11454)).
DOKUZUNCU CÜZ
(s. 161-180)
Tarihin en önemli dönemleri,
peygamberlerin yaşadıkları asırlardır.
Çünkü onlar tevhid ve şirk mücadelesinde
müminlerin önderleridir, Allah’ın rab
(hakimiyet sahibi) olduğunu bütün dünyaya
tebliğ eden ve insanları dünyevileşme
tehlikesinden koruyan kişilerdir.
Dokuzuncu cüzde; Araf suresinin son tarafı ve Enfal suresinin
baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. PEYGAMBERLERİN MÜCADELESİ
Tarihte Tevhid ve Şirk Mücadelesi İnsanoğlu Var Oldukça
Devam Edecektir
Bu cüzde Araf suresi peygamberlerin mücadelelerinden ör-
neklerle tamamlanmaktadır. Söz konusu örneklerden en uzunu
Hz. Musa dönemi ile ilgilidir.
a. Burada Hz. Musa’nın Firavun ile mücadelesi, o dönemde
Müslüman olan sihirbazların Firavun’un katliamı ile şehit olma-
ları gerçeği (A’raf, 7/104-126).
b. Hz. Musa’nın ve ashabının Firavun’un zulmünden kurtulma
çabaları ve hicret talepleri, ayrıca o dönemde yaşanan kıtlık,
tufan, çekirge, haşere, kurbağa ve kan yağması gibi belalar so-
nunda Firavun’un Hz. Musa ve ashabına hicret için izin vermesi,
ancak sonra sözünden dönüp ordusu ile Hz. Musa ve ashabın
takip etmesi ve sonunda ordusuyla beraber denizde helak olması
aktarılır (A’raf, 7/130-136).
c. Bundan sonra Hz. Musa’nın kutsal bölge Sina dağına git-
mesi ve orada 40 gün kalması, daha sonra kendisine vahyin
yazılı levhalar halinde verilmesi, o dönemde Yahudilerin sap-
maları ve ihanetleri anlatılır. Mesela, denizi geçerek Firavun’un
şerrinden kurtulan İsrailoğulları, daha kurtulur kurtulmaz puta
tapan bir kavim görünce Hz. Musa’dan bir put yapmasını iste-
diler; Hz. Musa ise, onlara büyük bir cahillik yaptıklarını söyledi
ve nasihat etti (A’raf, 7/138-140). İsrailoğullarının ikinci ihanet ve
sapmalar ise, yanlarından 40 günlüğüne ayrılan peygamberleri
Hz. Musa’dan sonra hemen altın, gümüş ve mücevherlerden bir
buzağı yapıp tapmalarıdır (A’raf, 7/148-154).
d. Sonra Ashab-ı sebt (Cumartesi ashabı) Yahudilerinin diğer
hileleri (A’raf, 7/162) anlatılır, sıralanır.
2. ALLAH’A OLAN İLK SÖZÜMÜZ-AHDİMİZ
Allah’a İlk Ahdimiz “Sen Bizim Rabbimizsin”, Sözüdür
Bu cüzün ikinci bölümünde ise kalu bela olayı ile başlayan ilk
ahid/söz hatırlatılır. (A’raf, 7/172-173); Allah’ın esma-i hüsnasının
(güzel isimlerinin) doğru anlaşılması gerektiği bildirilir. İnsanın
şirk koştuğu putlar ve şeytanlar açıklanır ve bunlara karşı mü-
cadele edilmesi istenir. Kur’ân okunurken bile şeytanın pusuda
olup vesveselerle kandırabileceği bildirilir ve Euzü besmele ile
şeytanın şerrinden Allah’a sığınmak gerektiği açıklanır. Enam su-
resi; dua, zikir, tesbih ve secde emriyle sona erer (A’raf, 7/204-206).
3. DÜNYEVİLEŞME TEHLİKESİ
Allah Rızası İçin Çalışmayı/Tebliği/Cihadı Terk Etmek
Dünyevileşmektir
Bu cüzün son bölümünde Enfal suresi başlar; Bedir savaşın-
daki ilk galibiyet ve ganimet problemi açıklanır. Çünkü savaştan
sonra bütün gruplar ganimetlerin kendilerine ait olduğunu id-
dia etmiş ve bir husumet ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine Enfal
suresinin baş tarafı indirildi ve ganimetlerin hepsinin Allah ve
Resûlüne (devlete) ait olduğu açıklandı, bütün zaferin ve gani-
metlerin Allah’ın yardımıyla kazanıldığı hatırlatıldı. Ancak mü-
minler hatalarını anlayıp pişman oldukları ve tövbe ettikleri
için yeni inen ayetlerde; ganimetlerin humusu (1/5’i) Allah ve
Resûlüne (devlete) kalacak, beşte dördü (4/5’i) ise mücahitler
arasında dağıtılacak şeklinde uygulama başlatılır (Enfal, 8/41). O
dönemde savaş teçhizatını her mücahit kendisi tedarik ettiği için
ganimetten hisse sahibi oluyordu. Ama daha sonraları devlet,
askerinin bütün ihtiyaçlarını ve savaş durumunda teçhizatını
tedarik ettiği için ganimetler tümüyle devlete kaldı. Ayrıca bu 9.
cüzün son tarafında müşriklerin tuzakları, tutarsız talepleri ve
kaçınılmaz savaş gerçeği aktarılır, Müslümanların savaşa hazır
olmaları istenir.
ONUNCU CÜZ
(s. 181 - 200)
Müslüman ahlak temelli bir mücadele
stratejisi geliştirilmelidir. Sosyal problemlerin
çözümü ancak; infak ve gelir dağılımındaki
adaletin sağlandığı ekonomik bir sistemle olur.
Onuncu cüzde; Enfal suresinin son tarafı ve Tevbe suresinin
baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. SAVAŞ AHLAKI
Savaşta Bile Ensar-Muhacir Gibi Ahlaklı Olmak ve Kulluğa
Devam Etmek Gerekir
Enfal suresinin son tarafında Bedir savaşı örneği üzerinden
savaş stratejileri anlatılır. Ayrıca savaşta da ahlaklı olma ve kul-
luk emredilir. Bunlara dikkat edilirse Allah’ın yardımı her zaman
Müslümanlarla beraberdir. Bir kavim kendisini değiştirmedikçe
Allah da onlara olan nimetini değiştirmez (Enfal, 8/53). Müslü-
manlara yardım eden ve kalplerini birleştiren Allah’tır (Enfal, 8/63).
Surenin sonunda Medine’ye hicret eden muhacirler ve onlara
yardım eden ensar anlatılır, onlar medh edilir ve imanın topluma
yansımasının muhacir-ensar kardeşliğinden, ayrıca sıla-ı rahime
riayet etmekten geçtiği hatırlatılır ve sure tamamlanır.
2. İSLAM TOPLUMUNUN DÜŞMANLARI
Burada iki düşman üzerinde durulur:
a. Anlaşmaları Bozan Müşrikler/Kâfirler
b. Sürekli Fitne Çıkaran Münafıklar
Onuncu cüzün bu bölümünde Tevbe suresi başlar. Bu sure
Enfal suresinin devamı niteliğinde olduğu için başında besmele
bulunmamaktadır. Ayrıca sure, anlaşmayı bozan ve bölgede sü-
rekli fitne çıkaran müşriklere verilen bir ültimatom ile başlar.
Bu nedenle de surenin başında rahmet ifadesi olan besmelenin
bulunmadığı belirtilir. Bu bölümde yeryüzünde fitne çıkaran
düşmanlara karşı savaşa hazır olunması gerektiği açıklanır. Ay-
rıca önemli bir iç tehlike olan ve İslam toplumunun birliğini bo-
zan, moralini çökertmeye çalışan münafıklar üzerinde durulur.
Onların ahlaki zaafları, çalışma usulleri ve stratejileri anlatılır.
Müslümanların bunlara karşı da dikkatli olmaları ve mücadele
etmeleri gerektiği hatırlatılır. Çünkü bir toplumun iç ve dış gü-
venliği çok önemlidir.
3. İSLAM EKONOMİSİNİN HEDEFLERİ
Özellikle İki Hedef Üzerinde Durulur:
a. İnfak
b. Sermayenin Adil Paylaşımı
Bu cüzün son kısmında infaktan bahsedilir. Ekonomik refahın
sağlanması için çalışma ve teknoloji üretme yanında toplumsal
yardımlaşma modeli olan bir infak stratejisi geliştirilmesi de em-
redilir. Yardıma muhtaç olanların mutlaka korunması gerektiği
hatırlatılır. Toplumsal yardımlaşmanın bir parçası olan zekat ve
sadakaların kimlere verileceği açıklanır (Tevbe, 9/60). Bütün bu
çalışmaların İslam toplumunu güçlendireceği ve kalpleri bir-
leştireceği anlatılır. Bu noktada da olumsuz propaganda yapan
münafıklara yeniden dikkat çekilir.
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM2
Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.
BİRİNCİ CÜZ (s. 1-20)
Allah, indirdiği kitap ile insanlara
yol gösterir.
Bu cüz, Fatiha suresi ile başlar ve Bakara suresi ile devam
eder. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj) şunlardır:
1. HAMD BİLİNCİ
İlk ve Son Sözümüz Yüce Allah’a Hamd ve Teşekkür Olmalı
Kur’ân, Fatiha suresi ile başlar. Bu surede Kur’an hakkında
çok önemli özet bilgiler verilir. Fatiha suresi, diğer surelerin
bir anahtarı niteliğindedir. Öncelikle düşünme ve dua adabı
öğretilir. Besmele ile başlayıp hamd (Allah’a teşekkür) ile devam
etmek bu eğitimin bir parçasıdır. Bu surede Kur’ân’ın üç temel
konusu olan; tevhid, risalet ve ahiret özetlenir.
Ayrıca her gün Fatiha suresi ile Allah’a söz veririz:
“(Ey Rabbimiz)! Biz ancak sana kulluk eder ve ancak senden
yardım dileriz.”
Sonra bir dua ile (aslında en önemli duadır bu) Allah’a yöne-
liriz: “Bizi doğru yoldan ayırma.”
Sure bu şekilde Allah’a kulluk sözü (ahid) ve yardım isteme
(dua) bilinci ile tamamlanır.
2. TAKVA BİLİNCİ
Kur’ân, Sorumluluk (Takva) Bilinci Taşıyan İnsanlara
Rehberlik Eder
Bu cüzde Fatiha’dan sonra Bakara suresi gelir. Bakara, Kur’ân’ın
en uzun suresidir. Sure girişinde Kur’an’ın rehberlik misyonun-
dan bahsedilir. Buna göre 3 grup insan ortaya çıkar:
a. Kur’ân’ın rehberliğini kabul edip takva (sorumluluk) bilin-
cine ulaşan müminler,
b. Bu rehberliği kesinlikle kabul etmeyip reddeden ve vahye
karşı gözünü, kulağını ve kalbini kapatan kâfirler (kalpleri mü-
hürlü kişiler),
c. Vahyi kabul etmiş gibi görünen kalpleri hastalıklı, korkak
ve şahsiyetsiz münafıklar.
3. TARİH BİLİNCİ
İlk İnsan Bir Peygamberdir, Hz. Adem’le Birlikte Tarihte
Bütün Peygamberler İnsanlara Rehberlik Etmişlerdir
Bu kısımda vahyin muhatabı insanlar ve davranış biçimleri
ile ilgili tarihten iki örnek verilir; bunlar âdeta tarihin kırılma
noktalarıdır:
a. İlk Dönem: İlk insan Hz. Adem ile başlayan tevhid ve şirk
mücadelesi görülür. Hz. Adem ve eşini kandırması ile cennetten
yeryüzüne indirilen insan ile ebedî düşmanı şeytan arasındaki
savaşın başlama dönemidir.
b. Orta Dönem: İsrailoğulları ile devam eden tevhid ve şirk
mücadelesi dönemidir. Bu dönemde kendilerine vahiy toplumu
misyonu/sorumluluğu verilen Hz. Musa ile İsrailoğulları ve on-
ların başarısız olmalarına sebep olan etkenler anlatılır. Âdeta
Muhammed ümmetinden bu hatalara düşmemeleri istenir.
İKİNCİ CÜZ (s. 21-40)
İslam toplumu bilinç eğitimi ile inşa edilir:
Allah’a kulluk bilinci ile yönelenler, helal
kazanç ile dengeli aileler kuranlar, günah ve
suç işlemekten kaçınanlar bu konuda ilk adımı
atmış olurlar.
(İkinci cüzde; Bakara suresinin orta kısmı bulunmaktadır.
Önceki cüzde İsrail oğullarının hatalarından ve günahlarından
bahsedildi. Bunlar Kitabı ve Peygamber’in yolunu terk etmekten
kaynaklanıyordu. Bu cüzde de Muhammed (a.s.) ümmetine aynı
hatalara düşmemeleri için temel ahkam konuları hatırlatılmak-
tadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj) şunlardır:
1. İBADET BİLİNCİ
Vahyin Rehberliğinde Sadece Allah’a Kulluk Edilmeli
Burada namaz, oruç, hac ve infak konuları anlatılır. Hz. Adem
(a.s.)’den itibaren emredilen temel ibadetler ile insanlık tarih boyu
eğitilmiştir. Son din İslam ile bu eğitim mükemmele ulaşmıştır.
2. HELAL KAZANÇ VE AİLE BİLİNCİ
Vahyin Rehberliğinde Helal Kazanmak ve İyi Bir Aile
Kurmak Gerekir
Ticaret, helal gıda-helal kazanç, faizden kaçınmak, evlilik ve
boşanma adabı, süt akrabalığı, yemin ve vasiyet gibi konular
açıklanır. İnsanın sosyal hayatı vahye göre yeniden düzenlenir.
3. GÜNAH İŞLEMEME BİLİNCİ
Vahyin Rehberliğinde Salih Bir İnsan Olmak Gerekir
İnsan öldürmenin günahı ve cezası gibi bazı konular aktarılır
ve her konuda Müslümanca tavır göstermemiz istenir. Çünkü
günah ve suç oranının yükseldiği toplumlarda can/mal güvenliği
ve bereket ortadan kalkar.
ÜÇÜNCÜ CÜZ (s. 41-60)
İslam toplumunda bilinç eğitimi önemlidir:
Akaidi düzgün ve güçlü olanlar bu yolda Allah’a
tam teslim olarak ikinci adımı atmış olurlar.
Üçüncü cüzde; Bakara suresinin son tarafı ve Al-i İmran su-
resinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. TEVHİD İNANCI VE DUA BİLİNCİ
Vahyin Rehberliğinde Muvahhid Bir İnsan Olmak ve Her
Zaman Allah’a Dua Etmek Gerekir
Bakara suresinin son kısmında inançla ilgili iki bölüm
bulunmaktadır:
a. Birisi Ayetü’l-kürsidir ki, bu ayette tevhid inancı bağlamında
Allah’ın gücü ve otoritesi tanıtılır.
b. Diğeri de Bakara suresinin Amene’r-rasulü olarak bilinen
son iki ayetidir; burada da iman yenileme ve söz verme, ayrıca
hayatî bir dua bulunmaktadır
2. AHİRET BİLİNCİ VE DİRİLİŞ ÖRNEKLERİ
Vahyin Rehberliğinde Ahiret İnancı Güçlenmeli ve Hesap
Günü Unutulmamalı
Bakara suresinin sonundaki bir diğer önemli konu ise diriliş
örnekleridir. Allah Teâlâ insanların ahiret inancını güçlendirmek
için dünyada bazı diriliş örnekleri göstermiştir. Bunlar Hz. İbra-
him (a. s.) ve Hz. Uzeyr (a. s.) döneminde yaşanmış örneklerdir.
Bu örneklerden bir başkası ileride gelecek olan Ashab-ı Kehf’tir.
3. ALLAH’A TESLİMİYET BİLİNCİ
Hayatın Her Alanında Müslümanca Yaşamak
Al-i İmran suresi; Bakara suresinin devamı niteliğindedir. Ba-
kara suresinde Yahudilerin hataları anlatılırken bu surede de
Hristiyanların hataları anlatılır. Daha surenin başında Kur’ân
ayetlerinin muhkem (açık) ve müteşabih (kapalı) olarak iki kısım
olduğu açıklanır. İnanç, ibadet, ticaret, evlilik ve ahlak gibi ko-
nularla ilgili ayetler muhkem kapsamındadır. Muhkem ayetlere
hem iman edilir hem de onlarla amel edilir. Müteşabih ayetlere
gelince onlara sadece iman edilir; yorum, tefsir ve tevil edilmez.
Hz. İsa’nın babasız doğuşu da bu müteşabih konulardandır ve
Allah’ın bir mucizesidir. Önceki ehl-i kitaptan Yahudiler muhkem
ayetlerde (ahkamda) hata ettiler, Hristiyanlar da müteşabih (kapa-
lı, mucizevî) konularda hata ettiler. Bu cüzde Meryem validemiz
ve Hz. İsa’nın doğuşu ve gençliği anlatılır (35-58. ayetler arası), sonra
da konu şu ayetle tamamlanır. ‘İsa’nın durumu Adem’in durumu
gibidir. Allah Adem’i topraktan yarattı..’ Burada Hristiyanlara bir
mesaj verilir: Siz Hz. İsa’nın babasız doğmasını yanlış yorumladınız
ve hemen ‘Tanrı’nın oğlu’ dediniz, haşa.. Halbuki onun durumu
Hz. Adem’in durumu gibidir, mucizedir. Ayrıca Hz. Adem hem
annesiz hem de babasız yaratılmıştır. Bunlara rağmen o insandır
ve insan peygamberdir. Dolayısıyla Hz. İsa da bir insandır ve insan
peygamberdir
DÖRDÜNCÜ CÜZ (s. 61-80)
İslam toplumu bilinç eğitimi ile inşa edilir:
İnandıklarını tebliğ edenler, sonra kadere
iman edip insanların haklarını çiğnemekten
kaçınanlar bu yolda üçüncü adımı atmış olurlar.
Dördüncü cüzde; Al-i İmran suresinin son tarafı ve Nisa su-
resinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. TEBLİĞ
Al-i İmran suresinin baş tarafında Hristiyanların hatalarından
bahsedildi. Bu hataları;
a. Müteşabih (akılla bilinmeyen/karmaşık) konularda tevil
yapmaları,
b. Babasız doğmasından dolayı Hz. İsa’ya Tanrı’nın oğlu
demeleri,
c. Bir de ruhbanlık diye bir sınıf uydurup tebliğ ve cihadı terk
etmeleriydi (toplumdaki ve dünyadaki kötülüklere ve haksızlık-
lara sessiz kalmalarıydı).
Onların müteşabihdeki hatalarına; Hz. Adem’in de annesiz ve
babasız yaratıldığı halde ona Tanrı’nın oğlu denilmediği hatır-
latılıp, Hz. İsa’nın da aynı şekilde yaratıldığı ve onun da insan
olduğu açıklandı. Bu cüzde ise onların ikinci hatası ruhbanlığa
cevap verilmektedir. Ruhbanlıkla bir köşeye çekilme yerine, ülke
içinde tebliğ yapılması, ülke dışından gelen saldırılara karşı da
cihad ve savaş yapılması gerektiği anlatılmaktadır. Savaşın bir-
takım sonuçları ve problemleri bulunmaktadır. Bunlardan birisi
de yenilmek ve mağlubiyettir. Allahu Teâlâ burada, Uhud sa-
vaşının sonucu üzerinden Müslümanların nasıl davranmaları
ve münafıkların propagandasına karşı nasıl hazırlıklı olmaları
gerektiğini anlatır.
2. ALLAH’IN TAKDİRİNE TESLİMİYET
Bu cüzün sonunda ise güzel bir dua vardır (bk. Âl-i İmran, 3/191-
194). Bakara suresindeki muhkem ayetlerde hata yapılmaması,
hataların affedilmesi ile ilgili duadan sonra Âl-i İmran suresinde
de müteşabih konularda hata yapılmaması ile ilgili bir dua bulun-
maktadır. Bunun çaresinin Allah’ın gücünü/otoritesini anlamak
ve teslim olmaktan geçtiği açıklanmaktadır.
3. TOPLUMSAL HAK BİLİNCİ
Ayrıca bu cüzde Nisa suresinin baş tarafı da bulunmaktadır.
Nisa suresinde savaş sonrası toplumdaki problemler ve çözüm
yolları anlatılmakta; yetimler, miras, vasiyet ve ahlaki seviyenin
korunması ile ilgili hükümler açıklanmakta ve şahsiyetli bir top-
lumun inşası emredilmektedir.
BEŞİNCİ CÜZ (s. 81-100)
İslam toplumu bilinç eğitimi ile ihya
edilir: Savaşta ve barışta insan haklarını
çiğnemeyenler doğru bir strateji geliştirerek
bu yolda dördüncü adımı atmış olurlar.
Beşinci cüzde; Nisa suresinin orta kısmı bulunmaktadır. Nisa
suresinin baş tarafındaki aile hukuku konuları burada da devam
etmektedir. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):
1. EVLİLİKTE HAK BİLİNCİ
Evlenilmesi yasak olan kadınlar (mahremlik, süt akrabalığı
veya başkasıyla evli olanlar), helal kazanç, aile içi sorumluluk
ve kocanın görevleri, ibadet bilinci, içki gibi zararlı alışkanlıkları
terk ve tevhid bilincinin oluşması...
2. SAVAŞTA HAK-ADALET BİLİNCİ
Zalimlere karşı savaş, mazlumları korumak, savaşta vakit na-
mazlarını kılma şekli (kasr-ı salat ve salat-ı havf (Nisa, 4/101-102),
ayrıca Allah’ı sürekli zikretmek (Nisa, 4/103) ve sabırlı (dayanık-
lı/dirençli olmak)
3. STRATEJİ BİLİNCİ
Amaçları İslam’ı yok etmek olduğu halde Müslüman görünen
münafıkların nifak hareketleri bilinmeli, onlarla meşru bir şekilde
mücadele edilmelidir.
Müslüman Allah yolunda samimi olarak çevresine güzel bir
örnek olmalı, selamı yaymalı, iyilik ve güzellikte sağduyulu insan-
larla birlikte hareket etmeli, toplumsal sorunlara duyarlı olmalı,
dünyevi arzulara kapılmadan ihsan sahibi olarak hayatında doğru
stratejiler geliştirilmelidir.
Kaynak :
Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM1
Yola çıkmış arıyorum
Kaybettiğim aşkımı
Yola çıkmış arıyorum
Kaybettiğim aşkımı
Ne olur bana ümit verme
Seveceksen başkasını
Ne olur bana ümit verme
Seveceksen başkasını
Bana tozpembe görünmez
Sensiz dünyam karanlıktır
Bana tozpembe görünmez
Sensiz dünyam karanlıktır
Bana senden başka ümit
Olacak hiç kimsem yoktur
Bana senden başka ümit
Olacak hiç kimsem yoktur
İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız
İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız
Sen benimle ben seninle bu hayatı yaşamalıyız
Severek birbirimizi hayatta hep gülmeliyiz
Yaşamanın gayesini
Seni görünce anladım
Yaşamanın anlamını
Seni sevince anladım
Senden gelen her cefaya
Bu canımı adadım
Bil ki tahammül edemem
Başka birini sevmene
Sevme benden başkasını
Razı değilsen ölmeme
Sevme benden başkasını
Razı değilsen ölmeme
İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız
İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız
Sen benimle ben seninle bu hayatı yaşamalıyız
Severek birbirimizi hayatta hep gülmeliyiz
Hakkı Bulut - Kul Hatasız Olmaz Şarkısı Sözleri
Allah’ım (cc) sevdiğime çile dert verme
İstersen her gün bana bin azap versin
Ne olur ümitsiz günler verme
İstersen derdime bin dert eklesin
Kul hatasız olmaz, o da öyledir
Belki de suç bende, günah bendedir
Bence yaşamak onu öyle sevmektir
Yeter ki sağ olsun yetişir bana
Ayakları taşa gelmesin yeter
Yerine ölürüm, yaşasın yeter
Ayda yılda yüzünü göreyim yeter
İsterse yıllarca sormasın beni
Kul hatasız olmaz, o da öyledir
Belki de suç bende, hata bendedir
O benim canımda candan ötedir
Yeter ki sağ olsun yetişir bana
Kul hatasız olmaz, o da öyledir
Belki de suç bende, günah bendedir
Bence yaşamak onu öyle sevmektir
Yeter ki sağ olsun yetişir bana
Bin türlü isyan da olsa kilimde
Yaşama sevincini alsa elimden
Bilsem ki huzur vermez kabrimde
Yine de severim kalpsiz olsa da
Bin türlü isyan da olsa kilimde
Yaşama gücümü alsa elimden
Bilsem ki huzur vermez kabrimde
Yine de severim zalim olsa da
Kul hatasız olmaz, o da öyledir
Belki de suç bende, hata bendedir
Bence yaşamak onu öyle sevmektir
Yeter ki sağ olsun yetişir bana
Hakkı Bulut - Ben Tövbemi Geri Aldım Şarkısı Sözleri
Nasıl elveda demişim
Benim gibi içenlere
Bir kalpsize kapılıp da
Her gün acı çekenlere
Ben tövbemi geri aldım
Tanrım sen bağışla beni
Vefasız bir kuluna kandım
Zehir etti gençliğimi
Nasıl içmeyim, nasıl içmeyim
Belki sebep ayrıdır ya
İçmeden de düşmez yarıya
Bir yazı yazmışlar kapıya
Sebepsiz içilmez diye
Ben tövbemi geri aldım
Tanrım sen bağışla beni
Vefasız bir kuluna kandım
Zehir etti gençliğimi
Nasıl içmeyim, nasıl içmeyim
Hakkı Bulut - İntizarım Var Şarkısı Sözleri
Ah gençliğim ah
Ah gençliğim ah
Yaşanmadan geçen yıllara günah
Mühür gözlerinde sürme
Hasretime ödül olmuş
Beni yere vuran felek
Ele yar olmuş
Öptüğüm narin ellerin
Başka ellerle tutuşmuş
Bu kahırla yaşayamam
Ölürüm be kardaş
Ziganadan Toroslara
Feryadım Yağsın dağlara
Boyun Eğmiş Kararlara
Ellerin olmuş
Hasretin var bölük bölük
Tutmuyor ocağım sönük
Tüm ruhum kipleye dönük
İntizarım var
Boyraz eser yücelerden
Kalbim Delinmiş her yerden
Hançer Kurşun Değil kardaş
Sevda benimle
Davullar ona çalınsın
Ağıtlar bana yakılsın
Beni görüp ibret alsın
Garipler kardaş
Zigana’dan Toroslara
Feryadım Yağsın dağlara
Boyun Eğmiş Kararlara
Ellerin olmuş
Hasretin var bölük bölük
Tutmuyor ocağım sönük
Tüm ruhum kipleye dönük
İntizarım var.
Hakkı Bulut - Nazlım Şarkısı Sözleri
Nazlım nazlım güzelim nazlım
Ümidim sevincim baharım yazım
Nazlım nazlım güzelim nazlım
Kaderim bahtım alın yazım
Semada melekler seni kıskanıyor
Yerdeki güllerden güzelsin diye
Tanrının her kulu düşmandır bana
Kolların boynuma sarıldı diye
İncilerden daha da güzel dişlerin
Yakutlardan da güzel senin gözlerin
Ölüye can verir gülüşlerin
Nazlım nazlım güzelim nazlım
Kaderim bahtım alın yazım
Tapınmak geliyor içerimden sana
İnsan inanmıyor kul olduğuna
Melekleri görmedim duydum sadece
Hepsi feda edilir senin yoluna
Bakışların ahu ceylanda güzel
Yanakların lale sümbülden güzel
Hayatın anlamı seninle güzel
Nazlım nazlım güzelim nazlım
Ümidim sevincim baharım yazım
Hakkı Bulut - Ben Buyum Şarkısı Sözleri
Ben buyum ben buyum ben buyum sevgilim
Ne köşküm sarayım ne servetim var
Ne malım ne mülküm ne servetim var
Sana bir saltanat vaat edemem ki
Yalnız seni seven temiz bir kalbim var
Ben buyum ben buyum ben buyum sevgilim
Yalanla Kuramam aşkın temelini
Allah’tan (cc) korkarım aldatamam seni
Yeminler uydurup çalamam kalbini
Aşkın öldürse de mahvetse de beni
Ben buyum seversen canım sana feda
Ben buyum sevmezsen bana de elveda
Razıyım bu ömür böyle göçüp gitsin
Zaten gülmek bana yasak dünyada
İstemem en güzel günlerin zehir olsun
İstemem o güzel gençliğin mahvolsun
İstemem sen beni acıyıp sevesin
İstemem benimle ızdırap çekesin
Hakkı Bulut - Kıskanıyorum Şarkısı Sözleri
Güneşten, gölgeden, esen yellerden
Bastığın toprağın her zerresinden
Boynuna taktığın beyaz inciden
Elinde tuttuğun gonca güllerden
Sana selam verip geçen birinden
Ne bileyim işte kıskanıyorum
Seni kendimden bile kıskanıyorum
Kıskanıyorum, kıskanıyorum
Kıskanmak aşkın kanununda var
Gerçek seven kalbi bu duygu sarar
Henüz üç yaşında bir kardeşim var
Seni ondan bile kıskanıyorum
Güller arasında gülden güzelsin
Tanrı kullarının incisi sensin
Görünme gözlere nazar değmesin
Seni kem gözlerden kıskanıyorum
Seni kendimden bile kıskanıyorum
Hakkı Bulut - Ağlama Küçüğüm Şarkısı Sözleri
Yağmurlu bir gündü gök yüzü kararmış
Yağmurların sesini hıçkırık sarmış
Belli ki ilk defa sevmiş aldanmış
O da benim gibi hüsranı tatmış
Ağlama küçüğüm hayat zor yol uzun
Bir bilsen bu yolda ne zalimler var
Benim derdim yanında dağda bir tek taş gibi
Vefasız bir alemdeyim ne kalpsizler var
Hakkı Bulut - Bir Gün Şarkısı Sözleri
Bir gün hayalin, ümidin biterse
Bir gün rüyaların tersine dönerse
Bir gün seni herkes terk eder, giderse
Yine de yalnız kaldım deme
Uğrunda giderim ölüme
Sen ister beni affet ister etme
Ömrüm oldukça seninleyim gülüm
Bir gün hayalin, ümitlerin biterse
Bir gün rüyaların sona ererse
Bir gün seni herkes terk eder, giderse
Yine de yalnız kaldım deme
Uğrunda giderim ölüme
İster beni sev, istersen sevme
Ömrüm var oldukça yanındayım gülüm
Yine de yalnız kaldım deme
Uğrunda giderim ölüme
İster beni sev, istersen sevme
Ömrümce sensiz yaşamam gülüm
Bir gün hayatım anlamsız derse dilin
Bir gün aynalarda titrer ise elin
Bir gün bahtına ağlarsa benliğin
Yine de yalnız kaldım deme
Uğrunda giderim ölüme
Sen ister beni affet ister affetme
Ömrüm oldukça seninleyim gülüm
Bir gün hayalin, ümitlerin biterse
Bir gün rüyaların sona ererse
Bir gün seni herkes terkeder giderse
Yine de yalnız kaldım deme
Uğrunda giderim ölüme
İster beni sev, istersen sevme
Ömrüm var oldukça yanındayım gülüm
Hakkı Bulut - Eden Utansın Şarkısı Sözleri
Bırakıp gittiğin o günden beri
İçimden sevinci çıkarıp attım
Ne yazık kotu bir huy öğrettin bana
Her kim sevdiyse beni ben de ağlattım
Neden utanayım? Eden utansın.
Ruhumu tenimden alan utansın
Gençliğimi benden çalan utansın
Kendimi elden ele bıraktım
Sevinci sevgiyi attım kenara
İçimde sevinçler kara bir yara
Yüreğim mutluluktan öyle fukara
Çulumu, çırpımı, ruhumu sattım
Hakkı Bulut - Bana Ne Şarkısı Sözleri
Bana ne gözlerinin güzelliğinden
Bakışından umut bulan sevinsin
Bana ne saçlarının sırma telinden
Elleriyle okşayan saran sevinsin
Yüzünü avucunda öpen sevinsin
Senden mutluluklar bulan sevinsin
Alemi cihanda olsan değişmez
Yüreğim incindi artık düzelmez
Bu dert süründürür belki öldürmez
Kollarında yatan senle sevinsin
Yahu parmağında işte onun yüzüğü
Yoksa bu bir şakamı zamanında beni mahvettin
Yoksa şimdi sıra ondamı yoksa karsındaki
Gurursuz ve de kişiliksiz bir adam mı herkimi
Sevdiysen git ona o sevinsin o
Bu sır benle gider mezara düşer
İkimize de bu aşkı unutmak düşer
Bu beyhude tavırların beni yaralar beni üzer
Üzer üzer üzer her kimin oldun ise var git ona
O sevinsin o o sevinsin o
Bana ne gülüşün talı çehrenden
Yüzünden nefesini duyan sevinsin
Bana ne gül kokan gonca teninden
Seni öpüp koklayan saran sevinsin
Kalbimden bir parça diyen sevinsin
Senden mutluluklar bulan sevinsin.
Hakkı Bulut - Ne Diyeyim Şarkısı Sözleri
İnkar etme çarpılırsın
Sürünür yerde kalırsın
Beni nasıl yok sanırsın
Sormuşlar inkar etmişsin
Tanımam bilmem demişsin
Meğer ne kalpsizmişsin
Ne diyeyim sana
Ne diyeyim ne diyeyim
Vefasızsın neyleyim
Yine de canın sağ olsun
Sen mesut ol ben öleyim
Ne diyeyim sana
Kim ağlattı gözlerim
Kim ağlattı
Ah söylesene yüreğim
Dertlere kim attı seni
Kim attı
Ümit veren seven oydu
Bir kötü yar oldum
Utansın ettiğinden
Utansın yemininden.
Hakkı Bulut - Ben Köylüyüm Şarkısı Sözleri
Tertemiz duygularla
Seni sevdiğim için
Bana küylü diyorsan
Ben köylüyüm sevgilim
Yalan yeminle aldatıp
İhanet etmediğim için
Bana köylü diyorsan
Ben köylüyüm sevgilim
Ben köylüyüm sevgilim
Benim kalbim
Tertemiz duygularla doludur
Benim aşkım
Gercek olan sevgilerle kurulur
Yaşantıma ters duser
Bende ihanet yoktur
Ben köylüyüm
Ben köylüyüm
Ben köylüyüm
Ben köylüyüm sevgilim
Ömur boyu sevmeyi
Goze almayacaksan
Kutsal olan aşkımı
Bir heves sanacaksan
Benim olan tenini
Ele koklatacaksan
Gelme bana sevgilim
Çunku sonumuz gelmez
Çunku benim sevgilime
Yabancı el dokunamaz
Ben köylüyüm sevgilim
Yanlış bildiğim hayatı
Yaşatmadığım için
Gerçek seven kıskanır
Elden kıskandığım için
Yabancı kollarda
Seni avutmadığım için
Bana köylü diyorsan
Ben köylüyüm sevgilim
Ben köylüyüm sevgilim
Sevgilimle yaşayıp
Sevgilimle ölürüm
Yabancı elleri
Dokundurtmam sana gülüm
Anlayışım budur benim
Aşkı böyle ögrendim
Ben köylüyüm
Ben köylüyüm
Ben köylüyüm sevgilim
Ömur boyu
Sevmeyi göze almayacaksan
Kutsal olan aşkımı
Bir heves sanacaksan
Benim olan bu teni
Ele koklatacaksan
Gelme bana sevgilim
Çünkü sonumuz gelmez
Çünkü benim sevgilime
Yabancı el dokunamaz
Ben köylüyüm sevgilim.